Kübra Tekin

Kübra Tekin
@1Kbraca
İçimdeki o yitik insanı arıyorum.

Kübra Tekin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·68 syf.·
2021 3. kitabı
Şükrü Erbaş
7.8/10 · 12bin okunma
Reklam
Herkesin zaman dediği bir ırmağın üstündeyim. Ne eksiğim kendimden, ne fazlayım. Sesimi özgür bıraktığımda, duyduklarıma inanamıyorum. Bırakmadığımda, hiç başka ses yokmuş sanıyorum. Bazen kıpırdanan her şeyi önüme katıyorum, sürüp götürüyorum. Bazen küçük bir esinti dünyanın ucuna itmeye yetiyor beni. Parmaklarımın uçlarında yükselip âlemdeki seyrana baktığım zamanlar oluyor. Ama ellerimle kurumuş otlara sımsıkı tutunup dibi görünmeyen uçurumlara sarktığım da oluyor. Dingin, kıpırtısız bir göl olamıyorum bir türlü. Ya da dingin, kıpırtısız bir gölden başka hiçbir şey... Hiç kimseye benzeyemiyorum tam olarak, hiçbir aynada. Tasvirimi denkleştiremesem de yine sadece kendime benziyorum. Ne geçmişe benzemeye çalışsam mesela, yetmiyor boyum. Ne zaman doldurmaya çalışsam geleceği içine kendimi, sığamıyorum. Sanki sadece şimdiki zamanlı tarifim var benim. Başka bir zamana geçemiyorum. Sonucu kuru bir zamansızlık ediyor zamanın bütün hesaplarının. Ele gelir bir şey çıkmıyor anların derin kuyularından. Yine de serinletecek bir yağmuru oluyor kendi kendine günlerimin. Yinde de her şeyi birbirine karıştıran karı, fırtınası, boranı oluyor. Bedenimi tutuyorum boylu boyunca onlara, ıslatsınlar iliklerime kadar; çözsünler diye çarpa çarpa bilmecelerimi. Bu sayede oluyorum içime düşen çakıl taşının bir asır sonra çıkaracağı sesin kıymetini. Taze bir toprak oluyorum bu sayede, yeşermeye duruyorum. Ve sonra birdenbire kuruyan sarı yapraklara öykünüyorum. Var böyle bir şey, ben küllendikçe daha çok yanıyorum ya daboşaldıkça daha çok doluyorum. Ne zaman temiz havadan bir nefes alsam,tıkanıp kalıyorum. Madem yaşamaktan bu derece yorgunum, neden ruhumun taylarını bütün bu tehlikeli çayırlara salıp
Korkuyor olmanın kendisinden korkan insanlar var. Korkmaktan, korkularına yakalanmaktan kaçarak hayatını erteleyen, öteleyen, gözlerini hayallerine kapatan insanlar var. Sevdiklerinden korkan, sevmediklerinden korkan, kendisi ile baş başa kalmaktan korkan insanlar var. Korkularını kara bir bez parçası gibi gözlerine bağlayan, bakışlarını kendi elleri ile körelten insanlar var. Bildiğinden korkan, bilmediğinden korkan, öğrenmenin yükünü çekmekten korkan insanlar var. ... Sevmekten korkan, sevilmekten korkan, sevip de sevilmemekten korkan, velhasıl kendine kilit üstüne kilit vuran insanlar var. Yaşamaktan, hiç yaşayamamaktan korkan insanlar var. Deneyip de yanılmaktan, hiç denememekten , deneyecek bir şey bulamayan insanlar var. Hem yağmura yakalanmaktan, hem yağmursuz kalmaktan, hem de yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktan korkanlar var. Derinlere dalıp çıkamamaktan, sığ sularda boğulmaktan, çıkacak bir kara parçası bulamamaktan korkanlar var. İçinde korkuyla yaşayan, korku içinde korku yaşayan insanlar var. Korkularının eline esir düşmüş insanlar var. Gökhan Özcan
Onu rûhumun dipsiz göllerinde, düşlerimin gür ormanlarında arıyorum. Bulamasam da arıyorum. Aramanın 'bulmak' gerektirmeyen zenginliğinin içine dalıyorum. Bir esenlik ülkesinde kayboluyorum. Bilmenin kemiksi gururundan,bilmemenin tükenmez açlığına kaçıyorum. Niyetlerime sığınıyorum. Bu münbit iç sürgünlerimi katmerlendiriyorum. Dallarını bıkıp usanmadan çiçeklendiriyorum. Ya da bunların hepsini yaptığımı sanıyorum. Bindiğim dolambacı atlı karınca sanıyorum. Ben' i bir ülke zannedip, herkesler coğrafyasından ayrıldığımı sanıyorum. Olsun, kendimi 'birşey' sanıyorum. Kendi geçmişimin eşyalarını, kendi geleceğimin boş odalarına taşıyorum. Yanılgıyaysa, kendi yanılgımın sırtını tatlı tatlı kaşıyorum. Hem başka türlüsü olamaz ki zaten! Ben kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım; birtakım içi boş büyük harfleri yanyana getirtip bir hükümet kumpanyası kuramam. Ben kurarsam ancak hayal kurarım. Hem, hayallerle de yaşanabileceğine dâir hayaller kurarım. Yaşarsam bu hayallerde yaşarım. Yaşamazsam dünyanın kerevetine çıkarım. Gökten ülkeme üç elma düşene kadar... Gökhan Özcan