Bir gün algılıyorsunuz ki, kimse kitap okumuyor. Satın almıyor değil, alıyor, okumak istiyor, başlıyor, birkaç sayfa sonra pes ediyor. Okuma alışkanlığı, keyfi, gereksinimi yok onun.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yıllardır kimseye kitap vermiyorum.
İsteyene bir adet alıp hediye ediyorum, piyasada bulunmayan bir kitapsa fotokopi veriyorum. Kitap verilmez, alınır!
Sinirin özünde kendimizi sakin olmaya zorlamamız yatıyor. Gün boyu görüşmek zorunda olduğumuz ya da rastlaştığımız insanların zirvalarını dinlemek, onlara daha zırvalamasının başında birdenbire iki tokat atmak gerekirken, bunu yapamayarak sakin sakin kafa sallamak zorunda kalışımız , yani bu gerektiğinden fazla terbiyeli halimiz bizde bu siniri üretiyor. Bu kadar nazik olmak zorunda değiliz. Bu kadar sabırlı olmamız gerekmiyor .
N'oluyoruz? Neyin makinesiyiz biz? Bu epik hallerimize ne gerek var? İş bu gereksiz nezaket ve istihap haddinden fazla sabır insanı verem eder, kanser eder ve taksi soförlerinin bile bilmediği bir kestirme sokaktan doğru mezarlığa götürür.
Artık savaşlarda bir yere bomba atılınca, hemen ardından ilkyardım çantaları, ilaç, vitamin ve beşbenzemeziyle dolu sağlık çantaları atılıyor. Beslenme çantaları atılıyor.
Yani savaştan silah tüccarı para kazanırken, ilaççı niye kazanmasın, gıdacı niye kazanmasın diye düşünülerek geliştirilmiş bir yan savaş sanayi oluştu .
Lan sen oraya bomba atmasan, pansumana ne gerek var?
Savaşlar, kimseye para kazandırmadığı zaman son bulacak.