Osmanlı’nın son döneminde Ege’de geçen; gerçek bir kişiden yola çıkarak bir eşkıyanın hayatını, halkla kurduğu bağı ve dönemin otorite boşluğunu anlatan bir roman. Yaşar Kemal, Çakırcalı’nın başkaldırısını, zenginlerden alıp köylüye dağıtma anlayışını ve etrafında oluşan halk anlatılarını merkeze alır.
Yaşar Kemal’in kalemini severim.Ancak bu kitapla aramda mesafe oluştu. “Zenginden alıp fakire verme” fikrinin, ev basma, korku salma ve şiddetle birlikte romantize edilmesi beni rahatsız etti. Devlet otoritesinin zayıfladığı bir dönemde, adaletin bireysel güçle sağlanmaya çalışılması ve bir tür “devlet içinde devlet” düzeninin edebî bir büyüye dönüştürülmesiyle bağ kuramadım. Osmanlı’nın çöküş süreci bu durumu açıklayabilir; fakat benim için haklı çıkaramadı. Bu yüzden Çakırcalı Efe, Yaşar Kemal’i seven ama her anlattığına teslim olmayan bir okur olarak mesafeli kaldığım bir kitap oldu.