Bugün masamda bu kıymetli eser var.Kitabı okurken kendimi sadece bir kâşifin peşinde değil, adeta bir ressamın tablosunun içinde gibi hissettim. Hedin geçtiği yolları, o uçsuz bucaksız çölleri ve kervanların tozlu yollarını öyle bir betimlemiş ki; okurken Taklamakan’ın rüzgarını yüzümde hissettim, o coğrafyayı adeta gözümle görmüş kadar oldum.
Sayfaları çevirdikçe Doğu Türkistan’ın bugün neden bu kadar acı çektiğinin, o meşhur baskıların ve asimilasyonun nerelerden başladığının izlerini sürdüm.Özellikle Dungan İsyanı dönemindeki o büyük kargaşayı ve efsanevi "Büyük At" (Ma Zhongying) gibi figürlerin mücadelesini okudukça, bölgenin ne kadar fırtınalı bir tarihten geçtiğini anlıyorsunuz. 1930’lı yıllarda, o zor şartlarda çekilen sıkıntıları ve bölgenin o zamanki halini okudukça, bugünkü sistematik zulmün tarihsel arka planı çok daha netleşiyor. Kervanların peşinde o toprakları gezerken, bir medeniyetin sessizce nasıl bir kıskaca alındığını hissediyorsunuz. Okudukça insanın içi sızlıyor ama bir yandan da o toprakların ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.
Olaylara çok daha farklı bir pencereden bakabilmek ve bu kadim toprakların ruhunu hissedebilmek için bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm.
Rabbim Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yardımcısı olsun.Kardeşlerimizin gönlüne inşirah, dizlerine derman, topraklarına özgürlük nasip eylesin. Zalimin elini bu kutsal topraklardan çeksin ve Doğu Türkistan’ı yeniden hür ezanların yankılandığı, huzur dolu şafaklara kavuştursun Amin.