Can garip, can suskun....
Sevda karşısında hayatın ne önemi var.
Her hayat hikâyesi bitmiş bir aşktan yol alıyordu.
Yoruldum artık başıboş sokaklarda, sonu gelmeyen kaldırımlarda yürümekten.
İçinde bulunduğu gerçek; somut dünyanın sınırlarından süzülüp başka bir yere girmeye her an hazır. Bedeni bir odada oturuyor olsa da, o yalnızca kendisinin bildiği, bambaşka bir yerde, başka biri.
Geçenlerde okuduğum bir kitapta bir sevgilinin diğerine yazdığı gibi, "Mektubumu rüzgara teslim ediyorum." Gerisini bilemeyecek kadar uzağım kıyına. Karşıdan bakınca ışıklarını bile göremiyorum.
Yeni kitaplar aldım, kitaplarım sırt sırta dimdik dolduruyor rafları. İyi ki, diyorum, iyi ki bazı şeyler değişmiyor. Hep öyle kalıyor. Ben onları nasıl iyileştirdiysem öyle.
İnsan birine yazdığı mektubu biraz da kendine yazıyor ya, aklını ve kalbini kağıda geçirip yüreğini boşaltırken sayfaya, uzaktan bakıyor ya biraz da kendine . . . Temize çekmek belki, belki kendi halinde bir bahar temizliği . . .