Oruç, belli belirsiz bir hilâlle birlikte, her yıl bize gelen bir medeniyet, şuurlandıran bir armağan, bir peygamber armağanı, bir diriliş mucizesi, inkâr karanlığında kıvrananlara bir azap ve korku, aydınlığa doğru koşanlara ve susamışlara bir umut ve bir muştu, dünyaya inen bir arş aşısı, vakte gelen ilâhî bir sahife, kalbe yaklaşan bir teselli ve bir güven, rızkı saran bir ışık ve bir berekettir.
Korku sadece insanın içindeki öfkeyi büyütür. Bastırdığın her şey imkân bulduğunda gizli ya da aşikar çıkıp gider, özgürlüğüne koşar. Bunu bütün topluma yaydığında ne yaptığın devrim işe yarar ne de kök salar. Diktiğini sandığın fidan kendi tuzunu üreterek kendini kurutur da yine bildiği yerden filiz verir."