Eda Güneş

Eda Güneş
Çünkü insan hiçbir umut beslememediği zaman durumu kabulleniyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışığı belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor.
Sayfa 262·Kitabı okudu
Reklam
“Bunlar gösteriş severler değil mi? En pahalı araba, en büyük ev, en güzel giysi, en pahalı mücevher... Değil mi? “Evet” diyor sabırsızca, “öyle.” “Ama diyorum aynı zamanda da nazar değmesinden ödleri kopar. Hem gösteriş yapar hem de milletin gözü kalmasın diye kurban kesmek, kan akıtmak gibi pagan ayinlerine, nazar boncuğu takmaya, hatta kurşun döktürmeye kadar başvurmadıkları rezalet kalmaz. bu kadar zahmet yerine biraz daha alçakgönüllü yaşasalar, biraz daha ucuz araba kullansalar, buna karşılık kafalarını zenginleştirseler olmaz mı?”
Sayfa 250·Kitabı okudu
Fazla bilmek mutsuzluk getiriyor. “Ne mutlu cehaletin koruyucu rahmi içinde bir cenin gibi büzülüp yatanlara” diyorum.
Sayfa 250·Kitabı okudu
“Peki sizin ayrıcalığınız ne?” diye soruyor. “Çok basit” diyorum. “Okumak, sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yasla sırtını. o zenginlerin arkadaşları birkaç finansçı, üç beş holding yöneticisi. Üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve en yaratıcı insanları: Aristoteles, Platon, İbn Rüşd, Faulkner, Homeros, Nietzsche, İbn Haldun… Bunları hangi maddiyatla bir tutabilirsin?
Sayfa 250·Kitabı okudu
Para insanın doğal bir parçası değil; kaybolabilir, çalınabilir, soyut bir kavram, bir takım sıfırlar… Zaten hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlar: Kitap, çalışacak insan, eşya alabilirsin; ama bunlar bilginin, dostluğun, paylaşma duygusunun yerini tutamaz. Oysa zengin aptallar paranın çok önemli olduğunu sanıyorlar, bu yüzden de servetlerinin kendilerine ruhsal bir ayrıcalık özel bir mutluluk getirmesini bekliyorlar. bu mümkün olmayınca, içleri de boş olduğu için can sıkıntısı başlıyor. Konuşacak bir şeyleri olmadığı için tavla, kağıt oyunu falan oynayarak tahammül edebiliyorlar bu hayata ve de birbirlerine. Veya işkolik oluyorlar, sanki kıtlık koşullarından kurtulmaları gerekiyormuş gibi işlere dalıyorlar. Onların yerinde olsam intihar ederdim.
Sayfa 249·Kitabı okudu
Reklam