İstanbul’un seyyah şehri olmasını isteyenler, bunun ahlakımızda açacağı yaraları düşünemiyorlar. Seyyah şehri demek, bir alay yabancı ve ahlaksız zenginin keyfini yapmak için açılmış sefahat ve fuhuş yuvaları ile dolu şehir demektir. İstanbul’a para vermek, sefahat ve ahlaksızlık yapmak için bir sürü budala milyoner değil, eski tarih eserlerini görmek için ciddi bilim adamları gelmelidir. Yabancı milyoner sefahat yaparken kaç tane Türk genci onları kıskanarak kendisini girdaba atacaktır, hiç düşünülüyor mu?
Milli ahlakın mezbahası olan bar, meyhane, balon gibi yerler ve güzellik kraliçesi seçimi gibi rezaletler Türkiye’de yasak edilmelidir. Medeniyet bunlar değildir. Bunlar medeniyetin kanalizasyonlarıdır.
Türk gençlerin, millete kötülük edenlerin teplendiğini, büyüklere heykel dikildiğini görmelidir. Türk gençliği Ata yadigarı olan sebillerde rakı satıldığını, sinemalarda şehvet uyandıran filmler gösterildiğini, sağlık koruma yeri olan plajlarda türlü kepazelikler yapıldığını görmemelidir. Mefâhir-i inkar eden ülkeler propagandasını yapan, aileyi baltalayan yazı, roman, makale okumamalıdır. Yoksa yalnız telkin vermekle, öğüt vermekle iş bitmez.
Gençlik, ahlaki ve çevre içinde yaşamalıdır, dedim. Gençlik okulda, hayatta, sinemada, kitapta, plajda, sokakta, vapurda, tramvay da daima ahlakın hakim olduğunu görmelidir. gevşek bir öğretmen, kötü bir film, zararlı bir kitap, bir plaj kepazeli, sinsi bir yazı bazen herhangi bir gencin bu toplum için kaybolmasına sebep olabilir.
Bir milletin, özellikle gençliğin ahlakı önemlidir. Çünkü milletin mukadderatı söz konusu olduğu yerlerde, onlar iş görecekler, kan dökeceklerdir. Gençlik kendini saran maddi ve manevi çevrede ahlak disiplini, ahlak örnekleri görürse, ahlaksızlığın daima izlediğinde emin olursa o zaman kendisi de sağlam ahlaklı olarak yetişir. Fakat gençlik kendisine sözle ahlakı telkin yapıldığı halde rüşvet, iltimas, dalkavukluk ve hokkabazlığın hakim olduğunu görürse işte o zaman onda ahlaki burhan başlar.