Rune Norveç'ten Amerika'ya taşındığın da beş yaşındadır.
Evlerinin yanında ki evle ortak bahçelerinde kendi yaşındaki güzeller güzeli Poppy yanına geldiğinde bu hayatının en önemli anlarından birisi olur.
O günden sonra zamanlarını hep birlikte geçirerek ayrılmaz ikili haline gelirler.
Birlikte büyürler ve birlikte en saf duyguları keşfetmeye başlarlar.
15 yaşına geldiklerinde duyguları ve ruhları iç içe geçmişken Rune'un babasının işi için tekrardan Norveç'e taşınmaları gerekir.
Taşındıktan sonra sürekli özlem içinde iletişim kurarlarken bir süre sonra Poppy iletişimi kesmiştir.
Poppy'den hiç haber alamadan 2 yıl geçiren Rune ailesiyle birlikte tekrardan Amerika'ya aynı eve taşınır.
Döndüklerinde Rune aynı kişi değildir ve Poppy ondan adım adım kaçmaktadır.
Kalbinin kırıldığını düşünen Rune sonrasında kalbinin paramparça olacağını öğrenecektir.
.
.
.
.
Rune'a Amerika'dan döndükten sonra hareketlerine, söylediklerine epeyce sinir oldum.
Ayrıca ailelerin gizlediği şeylere de sinir oldum.
Poppy'nin hayat dolu olması, merhameti ve iyimserliği kalbimin üzerinde tepindi.
Okurken empati yapmamak, veya ben ne yapardım? diye düşünmemek mümkün değil.
Rune sonrasında kendini toparladı ve başta kızsam da sonrasında sevdim onuda.
Bu serinin içeriğini bilmeyenler varsa kısaca bahsetmek istiyorum. Her seride seri katillerin cinayetlerini ve aşk hayatlarını okuyoruz. İçerisinde bol bol tetikleyici unsur mevcut. Kara komedi ve igrenclikler de bulunuyor. Yani gerçekten herkesin sevebileceği bir içeriğe sahip değil. Ama benim kesinlikle sevdiğim seriler arasında yer alıyor.
Üçüncü kitabın yorumuna gelecek olursak Fionn ve Rose'un hikayesini okuyoruz. Fionn, ilk iki kitapta ki seri katil kardeşlerin en küçüğü ve kendisi doktor.
Rose ise sirklerde motosiklet göstericisi, tarot okuyucusu ve aynı zaman serçe lakaplı bir katil.
Rose bir gün avını gözüne kestirip harekete geçtiğinde işler beklediği gibi gitmez ve sakatlanır.
Can havliyle Fionn'in muayenehanesine girer.
Hikaye böylelikle başlar ve aralarında karşı konulmaz bir çekim oluşur.
Fionn, karavan da yalnız yaşayan ve ailesi olmayan Rose'u kırık bir bacakla orada bırakmaz istemez ve kendi evine davet eder.
Rose bir motosiklet kazası yaşadığını söylese de Fionn ona inanmaz ve şüphelenmeye başlar. Aynı evin içerisinde aralarında ki çekim artarken sırlar da ortaya dökülmeye başlar.
Favorim hala ilk iki kitap.
Rose ve Fionn hikayesi biraz hızlı gelişmiş gibi oldu.
Bazı yerleri sanırım daha detaylı okumak isterdim.
Olaylar ve duygular hızlı ilerledi. Bu bazı yerlerde duygunun geçişini kısıtlamış gibi oldu.
Son 150 sayfa duygu geçişi açısından daha iyi ilerledi.
Bu yorumum kitap sıkıcıydı algısı oluşturmasın. Çünkü kesinlikle öyle değil.
Anlatım ve dil gayet akıcı. Konusu gayet ilgi çekici. Sadece bazı yerlerin daha detaylı olmasını isterdim
Benim için keyifli bir okuma süreciydi.