.. Günümüzde bazıları! din hakkında ne kadar kolay! konuşup/vaaz ederlerken; Kadîm Ulemâmızın fetva verirkenki hassasiyetlerini okumak fetvada usûl konusunu zihnime daha çok yaklaştırdı.
Dînî bir konuda sorusu olanlar, ilmî alanda temayüz etmiş, kendini geliştirmiş/geliştirmeye devam eden müftülere (fetva verene müftî denir) sorularını iletip cevap almalıdırlar. Din İşleri Yüksek Kurulu resmî sitesine üye olup mesajla, e-devlet üzerinden mail göndererek, Alo190 Fetva Hattından da telefonla arayıp alanında uzman hocalarımızın ilminden istifade edebilirsiniz.
.. Netice olarak, Şâtıbi'nin, konunun kıstası mahiyetinde şu tavsiyesine yer verelim:
"Konu öncelikle dine arz edilir; Eğer dine uygunsa, O zaman da, O fiili işleyen kişiye veya işleneceği zamana nispetle, sonuçlanının ne olacağı değerlendirilir. Bir kötülüğe sebep olmayacaksa, o zaman da, sağduyu sahiplerinin tepki gösterip göstermeyeceği dikkate alınır. Bu da olumlu çıkarsa. O zaman, o şey, herkesin kabullenebileceği bir sey ise herkese, yok eğer belli kimselerin kabullenebileceği bir şey ise belli kimselere söylenebilir. Bunların hiçbiri olmayacaksa, susmak daha iyidir."
"Bir kimsenin, hocadan ilim almadan sadece bazı fıkıh kitaplarını kendi kendine mütalaa ederek, kendi anlayışına göre fetvâ vermeye kalkışması, hiçbir șekilde caiz değildir. Çünkü böyle bir kimse avamdır, dolayısıyla o, fıkıh ilminin cahili sayılır, söylediğini bir ihtisas dairesinde söylemiş olamaz. Üstelik ehliyetli hocalardan ilim almış bir kimse bile, öyle gördüğü bir iki veya beş on kitaptan fetva veremez. Çünkü kitap sahiplerinden biri hata etmiş olabilir. Ondan alan kitaplarda da ayn hataya düşülebilir. O halde fetva verecek kişi, uzman (mahir, mütehassıs) olmalı ve kendisinden fetvâ vereceği kitabın ulema arasında muteber olduğunu iyi bilmelidir. İşte kişi bu şartı taşıyorsa, İslam namına insanlara fetva vermeye yetkili olabilir.
İbn Hacer (v.852_1448)