Her gün, her saat hayata dört elle sarılmak, gelecekten yoksun olduğunu bile bile günübirlik yaşamayı sürdürmek, tıpkı hava olduğu sürece nefes almayı bırakmamak gibi karşı konulamaz bir içgüdüydü.
Yazar, bu kitabı yazmaya bir müzede karar vermiş. Müzedeki nesneleri anlatan rehber sesi duyuyordu ama anlatan kadın orada değildi. Buradan yola çıkarak bu kitabı yazmış.
Hannah, lisede intihara kalkışmasına sebep olan bu 13 kişiyi sebepleriyle birlikte 7 kasete alıp intihar etmeden önce bir sonraki kişiye vermek şartıyla olayların geçtiği yerleri göstermek için içerisinde koyduğu haritayla birlikte ilk kişiye kargolar.
Kitabı biz Hannah ın intiharında ne gibi bir sebebi olduğunu bilmeyen ve ona aşık olan Clay in ağzından okuyoruz. Kasetleri dinlerken o olayın geçtiği yerlere de giden Clay sayesinde harika bir betimlemeyle karşılaşıyoruz.
Zaman zaman empati kurdum ve ben de kötü hissettim ama bazen bazılarını bir intihar sebebi olarak göremedim. Hannah da bu konu önemsiz olsa bile kar topu etkisi yaratıyor diyor. Belki de bu yüzden.
Kitap bende belirli şeylerin farkındalığını sağladı. İntihar etmeyi düşünen bu tür insanlar biz hiçbir şey anlamadan yanımızdan geçip gidiyor. Ama yanımızdan geçip giderken bizden yardım istiyor ve bunu yapacağını gizli bir şekilde belli ediyor. Sadece daha farkında olmalıyız.
Konular, ünlü bir iş adamının oğlu olan Emir ile Hazara olan hizmetçisinin oğlu Hasan arasında geçiyor.
Emir büyürken onun hissettiği kıskançlığı, yaptığı hareketleri, hissettiği pişmanlıkları yazar öylee güzel anlatmış ki kitabın her sayfasına bayıldım.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama son olmayacağına çok eminim.
Yazar Emir ve Hasan ın büyüdüğü zamandaki ve büyüdükten sonraki Afganistan ı ve Taliban örgütünü çok keskin bir dille anlatmış. Yakın tarihe giren bu konular çok ilgimi çekmese de bayıla bayıla okudum.
Ayrıca yazar bu kitapta kendinden çok fazla şey katmış. Kabil de doğmuş ve Amerika da siyasi sığınma hakkı elde etmiş. Belki günlerini hikaye bile yapmış olabilir.
Kitapta bu da olmaz herhalde dediğim ne varsa oldu. İçim paramparça olmasına rağmen bu kitaba gerçekten çok ama çok bayıldım. Şu an bu kitabı kesinlikle okumalısınız diyenleri çok daha iyi anlayabiliyorum.
Buradan sonrasını kitabı okumayanlar okumasın!
Kitabı okurken ben kendimde Emir i gördüm. Ben de eminim korkar ve Hasan gibi cesur olamazdım. Hırsızlık suçunu atmak için battaniyesinin altına saatini ve parasını yerleştirdikten sonra Hasan ı evden yollaması ve uzun zaman sonra Hasan ın sadece fotoğrafına bakarak özlemimi gidermesi çok üzücüydü.
Yazarın, Hasan ı birdaha gülerken 24sene sonra gördüm gibi cümleleri beni çok etkiledi.
Assef in Hasan a tecavüz etmesi yetmezmiş gibi bir de oğluna tecacüz ettiğini öğrenince acayip üzüldüm. Kitap, bize taliban ın gerçek yüzünü göstermiş.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Hasan ile üvey kardeş çıkıyorlar. Hiç tahmin etmediğim olaylar silsilesine bir yenisi eklenmişti. Bazı yerler çok keskin olduğu için bu kitabı unutacağımı zannetmiyorum.