Yeşim

Sonunda, şu bu gövde, kendi kendisi için öylesine hiçbir şey, öylesine hiç kimseydi ki, en küçük bir hava akımı onu bugün hapşırtabilir, yarın da alıp götürebilirdi…
Bedenim, dışarıdan baktığımda, benim için düşsel bir görüntü gibiydi; yaşamayı bilmeyen, biri onu alsın diye orada bekleyen bir şey.
Dışardan kendini görememek…
Bu yabancıyı görüp tanıyabilmek için karşıma koymam olanaksızdı; ben kendimi görebiliyordum, onu göremiyordum…
Yaşadığımı göremediğim için, kendi kendime yabancı kalıyordum, yani başkalarının her birinin kendince görüp tanıyabildiği, benimse tanıyamadığım biri…