Doğan Cüceloğlu’ndan okuduğum ilk kitap, benim için güzel bir başlangıç oldu. Uzun zamandır bu tarz kitapları okumaya ara vermiştim benim için bir dönüş oldu diyebilirim.
Kitap iletişim konusu çerçevesinde farklı durum ve olaylara değiniyor. İnsan ilişkileri, ikili ilişkiler, aile-çocuk ilişkileri, devlet-halk ilişkilerine farklı perspektiften bakarak, alıntı ve incelemelerle boyutlandırarak sunuyor. İnceleme ve değerlendirmeleri olaylara bakış açımı derinleştirdiğini söyleyebilirim. İletişimi sadece sese ve mimiklerle sınırlandırılmaması gerektiğini aksine insanların bir birlerini fark ettiği anda iletişimin başladığını ve sonrasında bu sürecin devam ettiğini gösteriyor. Aile içi ilişkiler, ailenin çocuğuna yansıttığı iletişim dilinin çocuk üzerindeki etkisi, yarattığı algı dikkatimi çeken konulardan biriydi. İletişimin çocuğun bireysel gelişimini nasıl etkilediğini ve ilerki hayatını nasıl etkilediğini ortaya acı bir şekilde koyuyor. Bu durumu destekler bir alıntı paylaşmak isterim..
“Çocuğun kendine özgü bir özü, bir potansiyeli olduğunu bilmedikleri için onu kendi istedikleri kalıba sokmaya çalışırlar; ne var ki bunu yaptıklarının bile farkında değillerdir.
Keşfetmeye çalışan, inceleyen, onun kim olduğunu merak eden bir gözle çocuğa bakamazlar; onun gelişmesine uygun ortam oluşturma sorumluluğunu hissedemezler.
Böyle bir ortamda çocuk kendini özel hissetmez; sürüden biri olduğunu, kendine özgü bir kişiliği olmadığını düşünür. Kendine güveni yoktur. "Ben yokum, bende bir bozukluk var, değersizim, elimden iş gelmez ve sevilmeye, özlenmeye layık değilim," duygusunu geliştirir. Güçsüz ve mutsuzdur.”
Hayata dair bir kitap olmuş.Okunmalı.