Maddi yönden kendi başına ayakta duramayan bir yetişkin, hâlâ çocuktur. Yetişkin olabilmek için, kendi olanaklarınızla yaşayabilmeli ve kendi başarısızlıklarınızın bedelini kendiniz ödeyebilmelisiniz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evliliğin yürümesi için eşin, içinde yetişmiş olduğu ailesiyle olan bağlarını gevşetmesi ve evlilikle oluşturmakta olduğu yeni ailesiyle yenilerini inşa etmesi gerekir.
"Çocuk, Köstebek, Tilki ve At". Hani hep deriz ya "çocuk kitabı" diye, inan bu eser yaş sınırlarını paramparça eden, literatürdeki o soğuk kalıpları yıkan modern bir başyapıt. Hikaye, evini arayan minik bir çocuğun; pastaya aşık bir köstebek, hayata kırgın bir tilki ve bilge bir atla kesişen yolculuğunu anlatıyor. Yazar Charlie Mackesy, o şahane el yazısı ve mürekkep lekeli illüstrasyonlarıyla aslında tek bir insanın iç dünyasındaki psikolojik katmanları sembolize etmiş: İçimizdeki o hiç büyümeyen çocuk, küçük mutlulukların peşindeki yanımız, savunma mekanizmalarımız ve bizi ayakta tutan o muazzam içsel bilge güç.
Akademik gözlüklerimi çıkarıp anne kalbimi taktığımda ise bu kitap benim için adeta bir şefkat manifestosu. Kitap boyunca bu dört dost; nezaketi, öz-şefkati ve en çok da "kırılganlığın aslında en büyük güç olduğunu" fısıldıyor birbirine. Atın o meşhur "Söylediğin en cesurca şey neydi? -Yardım istemekti" repliğini her okuduğumda, hem çocuklarıma hem de kendime her şeyi tek başımıza sırtlanmak zorunda olmadığımızı hatırlatıyorum. Bizim o köşe bucak aradığımız "ev" kavramının aslında fiziksel bir mekân değil, birbirimize duyduğumuz o koşulsuz sevgi bağı olduğunu o kadar naif bir dille kanıtlıyor ki... Hayatın fırtınalı ve koşturmacalı günlerinde, masanın üzerinde durup her açtığında ruhuna iyi gelecek, çocuk büyütürken de kalbine dokunacak tam bir başucu eseri, mutlaka okunmalı.