"Çocuk, Köstebek, Tilki ve At". Hani hep deriz ya "çocuk kitabı" diye, inan bu eser yaş sınırlarını paramparça eden, literatürdeki o soğuk kalıpları yıkan modern bir başyapıt. Hikaye, evini arayan minik bir çocuğun; pastaya aşık bir köstebek, hayata kırgın bir tilki ve bilge bir atla kesişen yolculuğunu anlatıyor. Yazar Charlie Mackesy, o şahane el yazısı ve mürekkep lekeli illüstrasyonlarıyla aslında tek bir insanın iç dünyasındaki psikolojik katmanları sembolize etmiş: İçimizdeki o hiç büyümeyen çocuk, küçük mutlulukların peşindeki yanımız, savunma mekanizmalarımız ve bizi ayakta tutan o muazzam içsel bilge güç.
Akademik gözlüklerimi çıkarıp anne kalbimi taktığımda ise bu kitap benim için adeta bir şefkat manifestosu. Kitap boyunca bu dört dost; nezaketi, öz-şefkati ve en çok da "kırılganlığın aslında en büyük güç olduğunu" fısıldıyor birbirine. Atın o meşhur "Söylediğin en cesurca şey neydi? -Yardım istemekti" repliğini her okuduğumda, hem çocuklarıma hem de kendime her şeyi tek başımıza sırtlanmak zorunda olmadığımızı hatırlatıyorum. Bizim o köşe bucak aradığımız "ev" kavramının aslında fiziksel bir mekân değil, birbirimize duyduğumuz o koşulsuz sevgi bağı olduğunu o kadar naif bir dille kanıtlıyor ki... Hayatın fırtınalı ve koşturmacalı günlerinde, masanın üzerinde durup her açtığında ruhuna iyi gelecek, çocuk büyütürken de kalbine dokunacak tam bir başucu eseri, mutlaka okunmalı.