İbrahim Alparslan

İbrahim Alparslan
@1basyuce_
Sancak yine salınsın o burçta, Devir putların çağın bir vuruşta! BD-İBDA
Daimî Talebe
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
20 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Kuşkusuz insanın mânâ arayışı, "iç denge" yerine "iç gerilim" meydana getirebilir. Ne var ki, ruh sağlığının vazgeçilmez ön şartı da işte bu gerilimdir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, dünyada kişinin en kötü şartlarda bile hayatını sürdürmesine, hayatında bir anlam olduğu bilgisi kadar etkili bir şekilde yardımcı olan başka hiçbir şey yoktur. Nietzsche'nin şu sözlerinde bilgelik vardır; "yaşamak için bir sebebi olan kişi hemen her nasılsa dayanabilir!".. Bu sözlerde her psikoterapi için geçerli olan bir parola görebiliyorum. Nazi toplama kamplarında, yerine getirilmesi gereken görevleri olan insanların, yaşama şansı en yüksek olan insanlar olduklarını gözlemek mümkündü. O günden beri, toplama kamplarına âit yazılan diğer kitabların yazarları, Ayrıca Japon, Kuzey Kore ve Kuzey Vietnam savaş tutuklusu kamplarında yapılan psikiyatrik araştırmalar da aynı neticeye varmıştır. Ruh sağlığının, belli bir gerilim ölçüsüne, kişinin ulaşmış olduğu şeyle, ulaşması gereken arasındaki veya o anda ne olduğuyla -"olması gereken" arasındaki gerilime dayandığı görülebilir. Bu tür gerilme insanda bünyevîdir ve bu sebeple ruh sağlığında vazgeçilmezdir. O hâlde insana kendi hayatına bir mânâ vermesi hususunda meydan okumakta tereddüt etmememiz gerekir. Ancak bu yolla insanın mânâ talebini uyku (gizlilik) durumundan uyandırabiliriz. Ruh sağlığı mevzuunda insanın her şeyden önce muvazeneye (dengeye) veya psikolojideki deyişle "gerilimsiz bir durum"a ihtiyaç duyduğunu farzetmenin tehlikeli bir neticelendirme olduğunu düşünüyorum. İnsanın gerçekte ihtiyaç duyduğu şey, gerilimsiz bir durum değil, daha çok uğruna çaba göstermeye değer bir hedef, hür olarak seçilen bir amaç için uğraşmak ve mücadele etmektir. İhtiyaç duyduğu şey, her ne pahasına olursa olsun, gerilimi boşaltmak değil, onun
Sayfa 242 - İBDA Yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

İbrahim Alparslan

, bir kitap okudu
10/10
·336 syf.·
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Salih Mirzabeyoğlu
8.7/10 · 82 okunma
Ve yine şu ayet meâli: "Her nefs ölümü tadacaktır." Ölüm tadılacak bir şey olduğuna göre, ayrı bir hayata geçiyoruz.. Öte dünya, öte âlem, öte kâinat.. Bütün bunlar kabule değer değilse, "zamanüstü" bir başka kâinat tasavvuru, arayışı, oraya zamansız yaşamak (ölmemek) üzere fezâ gemileriyle göç edilişinin tasviri niye kabul görsün?.. Aslında kâinata dair her bilgi, "akıl" ve "ruh" kanatlarından müteşekkil şuurumuza var; ölümün "hiçlik" olduğu yerde, yaşarken tasavvuru sonsuz bile olsa, kâinatı bitmiştir.. Ayrıca; herkese mahsus bir "şimdi" olmadığı gibi, herkese mahsus bir "sonsuz" idraki de yoktur. "Zorunlu Varlık"ın reddinden sonra, ortada kalan, başı ve sonu hiçlikten ibaret bir varlık tasavvurudur; "hiçlik-varlık-hiçlik".. İki hiçten bir varlık?.. Hiç'i bile varlık kabul etmek gerekecek!.. Veya varlık hiç!.. Hem var hem hiç ne demek?.. Varlık, eşittir, hiçlik? Varlığın mahiyetini tetkik ederken, bütün faaliyetlerimiz "varolma" isteğine bağlı değil mi?.. Her şey zamanın havanında silinmeye ve yok olmaya mahkûm iken, zamanı teselli verici bir süreklilik ve maddeyle toplumu asıl kabul edenleriyle beraber, varlığın mahiyetini de tahkike sürükleyen bu "varolma" isteği ve her türlü faaliyetin nihayetindeki mânâ olarak hecelenen "zamanın üstüne çıkma" arzusu nereden geliyor?.. Evvela "zaman-mekân" birliğinde gerçekleşen ve canlı cansız her şey bir şekil içinde iken ve bu şekil onun sınırını gösterirken, geçmişle dolu ve geleceğe açık olma duygusuyla birlikte sonsuzluk hissi nereden geliyor; insanda zamanî olmayan şey nedir? Tek kelimeyle ruh. İnsan, Halk Âlemi'nde ve "zaman-mekân" birliğinde aktüel varlık kazanırken, bu, "şuur fiilleri"nin yöneldikleri âlemle anlaşılır olduğunu ve şuurun zamanda gerçekleştiğini gösterir; gerçekleşmenin "bir varlık-bir yokluk"
Sayfa 265 - İBDA Yayınları·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce

İbrahim Alparslan

, 1000Kitap'a katıldı.