Günümüzde durum nedir? Kendilerini rahatlıkla "Batılılar" olarak tanımlayabilen kimselerin konumunu kastediyorum. Burada Batı'da tadını çıkardığımız ve üzerine titrediğimiz hürriyetin bedeli, önce kendi ülkemizde, sonra ülke dışında ortaya çıkan feci bir eşitsizliktir. Felsefî açıdan bakıldığında, günümüzde adalet falan yoktur. Bu açıdan, büyük atalarımız Jakobenlerin bahsettikleri anlamda, erdemden büsbütün yoksunuz. Bir yandan da terörist olmamakla böbürleniyoruz. Saint-Just şu soruyu sormuştu: “Ne erdem ne de terör isteyen kimseler ne istemektedir?” Verdiği yanıt şuydu: Yozlaşma. Bizlere, sahiden de, geleceği hiç düşünmeden yozlaşma arzusu hâkim. Burada "yozlaşma" derken o rezil kaçakçılıkları, soyguncular ve "terbiyeli toplum" arasındaki münasebetleri, kapitalizmin yol açtığı hepimizin malumu olan yolsuzlukları kastetmiyorum. "Yozlaşma" derken, öncelikle, her türlü ilkeden yoksun olduğu halde, kendini olabilecek en iyi dünya olarak sunan ve kendisinden nemalananların çoğu tarafından gerçekten öyle olduğu varsayılan bir dünyayı ayakta tutan düşünsel yozlaşmadan bahsediyorum.