Sosyal, siyasî şartlar ve insanda ifadelendikleri şekliyle kavramlar ve kategorik inşalar, yönelenin “tarih-zaman şuuru” ve “dil-varlık kavrayışı”ndan bağımsız değerlendirilemez. Dolayısıyla, düzen çapına geçme iddiasındaki dünya görüşlerini birbirinden ayıran ve her dünya görüşüne karakterini veren içtimaî-tarihî varlık alanını kavrayış tarzlarının farklılığı (insan, kâinat ve tarih muhasebeleri ayrılıkları), hadiseleri yorumlama, bütün ideolojik-politik çözümleme ve uygulama farklılıklarının da kaynağıdır.
Aslıyla “Tenkit Şuuru”na bağlanan bir hükümdür bu ve henüz herhangi bir fenomeni, fenomenler dizisini veya fenomenler arası ilgi ve ilişkiyi belirtirken kullanılan “içtimaî-toplumsal” kavramı da bu hükmün dışında değildir; yaklaşımlar adedince farklı “içtimaî-toplumsal” nitelendirmeleri..