Artık hepimiz biliyoruz: bu ülkede, siyasi tutuklu ve hükümlüler için cezaevi demek, duvarların içinde duvarlar, daraldıkça daralan, bir tabuta dönüşen duvarlar demek... Şiddetin en kara, derin, kanlı çukurunda yok oluşa karşı ölümüne direnmek demek... Devletin yakaladığı yerde ya da sorguda öldürmemeyi bir lütuf saydığı, canı çektiği an gövde gösterisine girişeceği, öç alacağı, ruhunu ve bedenini yağmalayacağı bir düşman gibi görülmek demek... İktidarın yaşamınız ve ölümünüz üzerinde, yasa tanımayan, mutlak, koşulsuz, sınırsız karar verme ayrıcalığı demek...
Bu ülkede, "hukuk", "adalet", "yaşama hakkı" gibi arsızca yalanlara kanan, cezaevlerinin "ıslah ve suçu önleme" amacıyla yapıldığına inanan kaldı mı acaba? Artık hepimiz gördük: Bir yanda, devletin kucağında uzun namlulu silahlarla çatışan çeteler, öte yanda, açık görüş hakkı bile olmayan, diri diri hücrelere gömülmek istenen siyasiler...