Roma devleti dünyaya hakimiyetiyle bu raddeye varmıştı: Var olma hakkını, içe yönelik düzenin korunması, dışarıya yönelik olaraksa barbarlara karşı korunma üzerine kurmuştu.Düzeni, en kötü düzenden daha berbattı ve kendilerine karşı yurttaşlarını koruduğunu öne sürdüğü barbarlar, yurttaşları tarafından âdeta kurtarıcı gibi bekleniyordu.
Akdeniz havzasındaki tüm ülkelerin üzerinden Roma dünya egemenliğinin rendesi geçmişti, hem de yüzyıllar boyunca.Yunancanın giremediği her yerde, tüm ulusal diler bozulmuş bir Latinceye dönüşmek zorunda kaldı, artık ulusal farklılıklar, Galyalılar, İlberyalılar, Ligurlular, Norikliler yoktu, hepsi Romalı olmuştu.
Avrupalı çok bilmişlerin Prenslere yaltaklanmak için iddia ettikleri gibi, Atina'nın çökmesine demokrasi değil, özgür yurttaşı çalışmaktan meneden kölelik yol açmıştı.