Parmağımla gösterdim. "Ne yazıyor okur musun?"
Öfkeli bir tonla, "DİKLEKSİ DEFTERİ" dedi. "Okudum işte, ne olmuş?"
Bir müddet öyle bekledikten sonra masum masum gözlerime baktı.
"Yanlış yazmadım ben, doğru yazdım. Hem zaten buranın girişinde de böyle yazıyor. Oradan gördüm."
"Peki orada dikleksi mi yazıyor?"
"Ya ne yazıyor?"
"Disleksi yazıyor orada. Disleksi Eğitim Merkezi."
Hım, yaparak başını masaya yatırdı. Salladığı ayaklarıyla konuşurcasına devam etti:
"E,ben de öyle yazdım işte. Neresi yanlış sanki?"
Ulan, ben olmasam bir baltaya sap mı olacaksınız sanki! Ne oldum sanıyorsunuz kendinizi? Şunun şurasında önünüze gelen çocuğu oyalamaktan başka ne iş görüyorsunuz? Hepi topu çocuk bakıcısınız işte! Ötesi yok!
Sıralanan saksıları andıran insanların arasından kurtulan bir çocuk bir anda ileri fırlıyor. Ön tarafta bulunan moloz yığınının üzerine çıkarak elini kaldırıyor. Ve herkesin gözünün önünde olup da kimsenin fark etmediği gerçeği haykırıyor:
"Açın da gözünüzü kendinize gelin. Görmüyor musunuz giyinik, kral giyinik! Kral giyinik diyorum size! Duymuyor musunuz?..