Dünyanın çarkına çocukluğumda atılmış olan ben,deneyimlerim sayesinde çok geçmeden o dünyada yaşamak için yaratılmadığımı ve kalbimin ihtiyaç duyduğu yaşama kavuşamayacığım anladım.
Çok geç keşfettiğim bu çare,öylesine verimliydi ki,çektiğim bütün acıların telafisi oldu.Kendimle karşı karşıya kalma alışkanlığı sonunda bana dertlerimi hissetirmez oldu.Gerçek mutluluğun kaynağının bizde olduğunu,mutlu olmayı bileni,mutsuz etmenin insanların elinde olmadığını öğrendim.Dört veya beş yıldan beri sevgi dolu,yumuşak ruhların düşüncelere dalmaktan aldığı manevi zevki duymaktayım.
Şu ölümlü dünyadaki tüm umutlarımı yitirip,kalbimi besleyecek hiçbir gıda bulamadığımdan,onu kendi özünden beslemeye kendimi yavaş yavaş alıştırdığım ve onun hamurunu kendi içimde bulmaya çalıştığım döneme geri dönmeliyim.
Ruhum,köhne kabuğundan kurtulmakta zorlanıyor ev hak ettiğimi düşünüp, umduğum duruma kavuşma ümidi olmasa yalnızca hatıralarımla yaşayacak hale geliyorum.