Üzeri günah kiri ve bilgisizlik pası ile örtülü olan bu göz, mücahede ve riyazetle temizlenirse, manevi/gaybi alemi ve oradaki hakikatleri/gerçekleri görebilir. Bu yoldan kazanılan bilgilere marifet, ilham, irfan, batıni ve ledünni ilim denir. Bu tür bilgi, eserleri idrak edildiği halde kendisi (müessiri) idrak olunamayan bilgidir. Bu yüzden Allah'ı bilmek için ilim yerine "irfan" kullanılmıştır. Yine bu sebeple Allah'a "Alim" denir, "Arif" denmez.
Hz. İsa'nın dediği gibi "bir insan iki kere doğmadan, semanın melekūtunu müşâhede edemez."
İlk doğum maddi bedenin, ebe vasıtasıyla anne tarafından doğruluşudur. İkinci doğum ise Mürşid-i Kâmilin yardımıyla, insanın kendi içindeki kendi insanlığını doğuruşudur. Ve bu çocuk, zaman içinde büyür, tekamül eder, Hz. İnsan yani halife olur.
Hak ile beraberlik için ağyârdan/ masivâdan kurtulacağın ânı gözetlemek, beyhûde bir bekleyiştir.
Bu hal, hakikatte seni yâr ile beraberlikten alıkoyan gizli bir tuzaktır. Sen sen ol da, O seni nerede ve hangi halde bulunduruyorsa, orada O'nunla olmanın hazzına var ve hâline bürün!"
İbn Ataullah el-İskenderî (k.s.)
İnsanda hayat suyunun ilk çıktığı yer insanın merkezi olan kalptir .Bu yüzden tarikatların hepsinde zikrullah kalpten çekilir. Zikir, daha açık bir ifadeyle söylemek gerekirse dervişin suyun ilk çıktığı pınar'ın fışkırdığı yere yani Evvel'e doğru yaptığı manevi bir yolculuktur..