" Ama sen kimsin ki benim için? Sen, beni hiçbir zaman, hiçbir zaman tanıyamayan; bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan öylesine geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?"
"...yani, bir erkek için bir kadının çehresini unutmak çok daha kolaydır, çünkü geride bırakılan yıllar o çehrede ışık ve gölge oyunu gibi gezinir durur. Giysileri de onları her defasında farklı biçimde bir çerçeve içinde gösterir"
"Ama sen, her akşam sokağında beklememe rağmen, uzun zaman farkıma varmadın. Ne tipi halinda yağan karın altında, ne de Viyana'nın o bıçak gibi sert rüzgârında."
"Beni teselli edip birtakım sözler söyleyecekler, sözler, sözler; ama bana ne yardımı olacak bu sözlerin? Biliyorum, ondan sonra tekrar kendi başıma kalacağım. Ve insanlar arasında öylece tek başına kalmaktan daha korkunç bir şey olamaz."