Belki diyordum, belki de önderlik ettiğim hayat için artık fazla yaşlıydım, kardeşlerim. On sekizimi yeni bitirmiştim. On sekiz, az bir yaş değildir. Wolfgang Amadeus, on sekizinde konçertolar, senfoniler, operalar, oratoryolar ve daha bir sürü bok püsür, hayır hayır, bok püsür falan değil, ilahi müzikler yazmıştı. Sonra Yaz Gecesi Rüyası uvertürüyle Felix M. vardı. Başkaları da vardı. Bizim Benjy Britt'in esin aldığı o Fransız şair on beşine vardığında en güzel şiirlerini yazmıştı, kardeşlerim. Adı Arthur idi. Demek ki on sekiz o kadar da genç bir yaş sayılmazdı.
Güneş Amca odacığa girmişti sanki. Yerimden kalktım. Havalandım. Bölmeden çıkıp barın içinde döndüm dolaştım. Kapının üzerindeki pencereden bir duman gibi süzüldüm kent sokaklarına. Çok kalmadım bu lanetli kentte. Dünyayı dolaşmaya koyuldum. Evreni kapladım. Deniz oldum. Yıkadım tüm yaratıkları. Akça pakça oldular. Tertemiz, pırıl pırıl oldular. Günahlarını temizledim.