Vahşi hayatta bir sabır vardır, hayatın kendisi gibi yorulmak bilmez bir ısrarcılıkla bir şeyin peşini bırakmayan azimdir; örümceğin bitmek bilmez saatler boyunca ağının başında beklemesini, yılanın halka halinde çöreklenip oturmasını, panterin pusuda hareketsiz durmasını sağlayan şey, bu sebattır.
Ya o efendi olacaktı ya da birileri onun efendisi... Acımak, merhamet etmek, zayıflıktı. Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu. Merhamet, korku sanılırdı ve bu yanlış anlama, ölüm getirirdi. Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler, ya sen yersin ya da seni yerler; yasa buydu.
Başka sahipler köpeklerinin mutluluğuna belli bir sorumluluk duygusuyla yaklaşıp işlerini görmek için gereken uygun bir davranış olarak görürken, Thornton köpeklerinin mutluluğunu, çocuklarının mutluluğu gibi görürdü çünkü başka türlü yapamazdı. Hatta köpeklerini daha ileri görürdü.