İçindeki hayat ateşi titrek kıvılcımlara dönüşüp küçülüyordu. Neredeyse tamamen sönmüştü. Tuhaf bir hissizlik içindeydi. Dayak yediğini ancak çok uzaklardan görüyormuş gibiydi. Son acı duygusu da onu terk etti. Sopa vücuduna iniyor, o bunu çok uzaktan duyuyor ama hiçbir şey hissetmiyordu. Artık o vücut kendi vücudu değildi, ondan çok uzaklardaydı.
Varoluşun zirvesini gösteren, hayatın artık daha fazla yükselmediği bir kendinden geçme hali vardır. Yaşamanın çelişkisi de odur ki bu kendinden geçme, esrime hali, insan ancak en hayat doluyken ve insanın ancak hayatta olduğunu tamamen unutmasıyla gelir. Bu hayatı unutma hali sanatçıyı etkisine aldığında bir alev gibi ondan dışarı taşar; bir askeri etkisine aldığında o asker cephede savaş çılgınlığına kapılarak düşmanına en ufak merhamet göstermez.
Çünkü o adlandırılamaz, anlaşılamaz gurur duygusuna; son nefeslerine kadar köpekleri canla başla çalıştıran, cazibesiyle onları kendine bağlayarak koşumlar içinde ölüme bile neşeyle gitmelerini sağlayan, koşumlardan tamamen koparıldıklarında kalplerinin kırılmasına neden olan zorlu yolların gururuna iyice kaptırmıştı kendini.