Türkiye'de, hatta belli bir ölçüde dünyada, en büyük suç, hakikatı söyleme suçudur, itiraf ediniz. Kimselerin dayanamadığı şey, gerçeklerin söylenmesidir. Yeni nesil, gözünü dört açan bir nesil, bir Diriliş Nesli olmak zorundadır. Kurt ve koyunu, postlarından değil, dişlerinden, tırnaklarından, gözlerinden anlamak zorunda.
"Devlet, Benim" demek, devlet yok, ben varım demekse en kotü bir devlet felsefesiyle karşı karşıyayız demektir. Ama, bu, "ben yokum, Devlet var" demekse, bu gorüşle, devlet adamı, Millet ve Devlet hayatında fâni olmuşsa, en iyi bir devlet felsefesine kapı açar bu söz.
TEKNENİN ÖLÜMÜ
(...)
Kara yakındı önce, ödağacı
Kokusu sarmıştı geceyi.
Ve bir kuş bağırdı çağırdı tepemde,
Fosforlu sesi kabarık ve ıssız.
Lale rengindeydi şimşeğin dalı,
Ve güneydoğunun yangını pembe
Nakışlı bir çanak gibiydi.
Unutmak istemiyorum bunları,
Göğün damarlarını gördüm,
Fırtına kırının yaban keçisini,
Koşar küpeşteme saçsız sakalsız…
Ağaç gibi yırtılan karanlığı,
Koca kulaklı lodosu, o fili,
Ah yay biçimdeydi ölüm.
Yalnızlıktır denizin tek yasası,
Aşkın altın yasasıdır o.
Bir gün kum uyanır, ay gıcırdarsa
Çalınırsa bir gün gömük kapımız
Kalamazsın sabaha inen suda,
Kalk kürek, yola düşmenin sırası
Aşkın altın yasasıdır o.
(...)
Hiçbir şahıs, hiçbir parti ve hiçbir kurum veya kuruluş, Devletin üstünde olamaz. Devlet de zulüm makinası haline getirilemez. Devletin giyotini vardır; ama Devlet giyotin değildir ve olamaz.