Emrah

UNUTMAK KUŞLARDIR Böceklerin çerden çöpten kurduğu Sabahı ne çabuk unuttuk Eski zambağa yağmur yağıyordu, Demin boyadığı buruşuk Gökte ay gitmiş gitmiş gitmiş Yeniden büyümeye günün adadığı Yıkılmış taçkapı. Sabahı ne çabuk unuttuk Sabah ki okunmamış eski yazı, Ya soldan sağa kelebekle Ya kamışla aşağıdan yukarı, Siliniverirdi çarçabuk. Uykusuz bir çiçeğin adıdır belki de El değmezliğinde. Eski damların tarlası üstünde Sabahı ne çabuk unuttuk, Unutmak kuşlardır ölümsüzlüğe Ve yırtık paçalı korkuluk. Her şey o kadar eski eski eski Ve sabah, kuşları uyandıran evliya, Döner tanrısına.
Sayfa 19 - Sander Yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Biz bir doğu toplumu olarak hiç şahsiyet yetiştirmedik. Ancak şimdi batılılaşıyoruz. Bundan sonra yetiştireceğiz." diyen sağcı edebiyat ve bilim adamları, "Cumhuriyet'ten önce devlet, milletle, halkla hiç ilgilenmemiştir." diyen politika ve devlet adamları olmuştur. Ancak, yine, aynı kişiler, konularında tecrübe kazandıkça, durumun hiç de boyle olmadığını yavaş yavaş görmeye başlamışlardır. Bu sebeple de, yazlarında, eserlerinde veya konuşmalarında bu düşünceleriyle çelişen yeni ifadelere rastlanmaktadır. Bu durum, başka bir ülkede görülmez. Bizde bunu doğuran sosyolojik faktör, geçmişten kopuşumuzdur, zamanında klasik tarih, edebiyat, musikî bilgi ve terbiyelerinin verilmeyişidir.
Sayfa 39 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Osmanlı Devleti'nin yıkılışından sonra kurulan devlet, sadece "var olmayı" ana amaç edinmişti, demiştik. Arkası sonra gelecekti. Arkası sonra geldi, ama, bu gelen, ne yazık ki, bin yıllık devlet ve millet geleneğine uygun yeni bir açılım yerine, onu terkedip batılılaşma denen akımın denemesine giriliş oldu. Bu girişim, halkın içine kapanması ve aydın kadroyu kendi haline bırakması şeklinde bir oluşuma dönüştü. Aslında, yeniden devlet ve milleti ayakta tutacak "doğru", "iyi'', "güzel", idealarını tesbit etmek, bunun için kendi uygarlığımız olan Îslam Uygarlığının bu idealar açısından öz kaynaklarına başvurmak, aynı zamanda Batı uygarlığının bu idealar çerçevesinde gerçekleştirdiklerini de araştırmak, bu ikisi arasında bir "sentez"e değil, dışımızdakinden haberli olarak içimizdekini diriltmeye gitmek lazımdı. Bu yapılmadıkça, daima bir "otorite yoklugu"ndan, "devlet eksikliği"nden, "iktidar boşluğu"ndan bahsedilecek ve böyle bir uygarsızlık ve idealsizlik ortamında, marksizm, anarşi, terör boy verecektir.
Sayfa 37 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Türkiye'de modalaşan marksizm akımı, kapitalizm taklitçiliğinin meyvesidir. Zakkum ağacından hurma beklenmez.
Sayfa 35 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Kendi kendini uygulatmayan, uygulatamayan anayasalar, kagıt üzerine yazılı, fakat milletin ruhundan doğmamış veya millet ruhuna kendini kazımayı, hakketmeyi bilememiş anayasalardır, kopya anayasalardır, taklit mahsulü anayasalardır. Eğer bir anayasa uygulanmıyor veya uygulanamıyorsa, sadece, uygulamada değil, o anayasadadır. O anayasada temelde bir eksiklik vardır. O anayasa ruh dayanağından mahrum demektir.
Sayfa 31 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu