Onu evde mutsuz görmeye o kadar alışmıştım ki yüzündeki mutluluk bana derhal ifşa edilmesi gereken bir sahtekarlık , bir ayıp, bir yalan gibi görünüyordu.
Sol Ayağım, doğuştan Serebral palsi ile dünyaya gelen Christy Brown’ın yaşam mücadelesini anlatır.
Christy, vücudunun büyük kısmını kontrol edemez ve yalnızca sol ayağını hareket ettirebilir. Çevresindeki çoğu insan onun zihinsel olarak da yetersiz olduğunu düşünür. Ancak annesi onun farkını görür ve vazgeçmez. Christy zamanla sol ayağını kullanarak yazı yazmayı ve resim yapmayı öğrenir.
Kitap, bir insanın fiziksel engellerine rağmen azim, sabır ve destekle neler başarabileceğini gösterir. Aynı zamanda toplumun önyargılarını ve bir bireyin anlaşılma ihtiyacını da güçlü şekilde işler.
Kısaca:
Fiziksel olarak sınırlı bir bedenin içinde, sınır tanımayan bir iradenin hikâyesidir.
Uçurtmayı Vurmasınlar, çocuk gözünden anlatılan en sarsıcı hikâyelerden biridir. Cezaevinde annesiyle birlikte büyümek zorunda kalan küçük Barış’ın dünyasını anlatır. Dışarıdaki hayatı hiç tanımayan Barış için demir parmaklıklar, gardiyanlar ve koğuşlar normal bir yaşamın parçasıdır. Ancak onun en büyük merakı gökyüzü, kuşlar ve özgürlüğü simgeleyen uçurtmalardır.
Barış, cezaevindeki kadın mahkûmlarla büyürken sevgiye, özleme ve özgürlüğe dair kendi küçük dünyasını kurar. Masum bakışlarıyla büyüklerin acılarını anlamaya çalışır; ama çocuk kalbi, adaletsizliği ve ayrılığı sessizce hisseder. Kitap, bir çocuğun gözünden hem hapishane hayatının sertliğini hem de umut etmenin güzelliğini anlatır.
“Uçurtmayı vurmasınlar” sözü ise aslında özgürlüğe, hayallere ve çocukluğun masumiyetine dokunulmaması gerektiğini simgeler. Roman, okuyucunun içinde derin bir hüzün bırakırken aynı zamanda insanın en zor yerde bile umut arayabileceğini gösterir.