Derya Dönmez

Derya Dönmez
@1kitaptanibaret
İnatçı ama sonsuz hoşgörülü, kendi bildiğini okur ama yüksek empatili, akıllı olduğunu düşünür ama herkese inanır. Herseyi aynı anda ve mükemmel yapmaya odaklı, kafasında aynı anda 50 sekme açık olan sonunda deliren biri.
İstanbul Üni. Sosyal Yapı-Sosyal Değişme B.D Yük. Lis
İstanbul
istanbul
37 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
7/10
·443 syf.··
2026 12. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 22:45
Bugün edebiyatın en karanlık klasiklerinden biri olan Uğultulu Tepeler’e yakından bakalım istedim. Hem kitabın kısa bir özetini hem de okurken hissettirdiklerini paylaşacağım. Uğultulu Tepeler, Emily Brontë’nin yazdığı gotik bir klasiktir. Roman, küçük yaşta Earnshaw ailesinin yanına getirilen Heathcliff’in, Catherine Earnshaw ile kurduğu derin bağ etrafında şekillenir. Ancak zamanla kıskançlık, sınıf farkı ve yanlış kararlar ilişkilerini karmaşık bir hâle getirir. Heathcliff’in yıllar sonra geri dönmesiyle birlikte geçmişte yaşanan olayların etkisi hem aileleri hem de sonraki nesilleri derinden etkiler. Uğultulu Tepeler çoğu zaman “büyük bir aşk hikâyesi” olarak anlatılıyor ama bence romanın asıl gücü tam da burada yatıyor: Bu kitap romantik olmaktan çok rahatsız edici bir hikâye anlatıyor. Heathcliff ve Catherine arasındaki ilişki tutkulu olduğu kadar yıpratıcı da. Sevgiyle saplantı, bağlılıkla sahip olma isteği sürekli birbirine karışıyor. Karakterlerin çoğu zaman bencil, sert ve hatta acımasız davranması da kitabı klasik aşk romanlarından ayırıyor. Bu yüzden Uğultulu Tepeler herkesin kolayca sevebileceği bir kitap değil. Yer yer insanı yoruyor, öfkelendiriyor ve karakterlere karşı ciddi bir mesafe hissettiriyor. Ama belki de romanın yıllardır unutulmamasının sebebi tam olarak bu. Emily Brontë kusursuz insanlar yazmak yerine, insan ruhunun karanlık taraflarını göstermeyi seçmiş. Kitabı bitirdiğinizde büyük bir romantizm hissinden çok; kırgınlık, yalnızlık ve geçmişin insan hayatını nasıl zehirleyebileceği üzerine düşünüyorsunuz. Bence Uğultulu Tepeler’i özel yapan şey, güzel bir aşk anlatması değil; aşkın insanı bazen nasıl tüketebileceğini bu kadar sert gösterebilmesi. Ben çok daha tehlikeli ve kaotik bir olay örgüsü bekliyordum okuduğum yorumlardan. Fakat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · İletişim Yayınları · 202358bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:00
8/10 @selyayincilik John Steinbeck’in Yukarı Mahalle kitabı, küçük bir kasabada yaşayan insanların günlük hayatlarını, hayallerini ve hayal kırıklıklarını anlatan bir öykü kitabıdır. Kasabanın sıradan gibi görünen insanları; aslında içlerinde büyük arzular, yalnızlıklar ve umutlar taşır. Steinbeck, bu karakterleri bazen mizahi, bazen hüzünlü bir dille anlatırken, insan doğasının hem zayıf hem de sıcak yanlarını ortaya koyar. Yukarı Mahalle, küçük insanların büyük hikâyelerini anlatan, samimi ve düşündüren bir kasaba portresidir. “Yukarı Mahalle, insanın içini sessizce anlatan bir kitap.” Steinbeck bu hikâyelerde büyük olaylara ihtiyaç duymuyor. Çünkü asıl hikâye; insanların içindeki kırgınlıkta, küçük hayallerde ve kimsenin görmediği yalnızlıklarda saklı. Kasabanın her köşesinde başka bir hayat var, ama hepsinin ortak bir hissi: eksik kalmışlık. Ne tam mutlu ne tam mutsuz insanlar… Sadece yaşamaya çalışanlar. Kitap bittiğinde geriye büyük bir olay değil, ince bir duygu kalıyor içinde. Sessiz ama iz bırakan bir kitap. Doğru olanla yanlışın, günah ile sevabın, helal ile haramın karıştığı bir düzen var. İnsanlar kötülüğün ardındaki iyiliği ahlaksızlığın ardındaki ahlakı korumaya çalışıyorlar. Ama bir şey var ki dost ve dostluk… işte savaşta her şey mübah mantığını dostunu korumakta kullanmış Steinbeck. Abartının abartısızlığını çok zarif anlatıyor. Yani ne biçim insanlar bunlar diyemiyorsunuz bir şey sizi tutuyor. Sanırım empati. Herkesle empati kuruyorsunuz ve bunu istemeden yapıyorsunuz. Bir mahalle ve o mahallenin yozlaşmışlığı, çarpıklığı ve karmaşıklığı sizi içine çekiyor. Çok gerçek çok insani ama çok acı… *reklam değil #kitapönerisi #book #books #bookworm #1kitaptanibaret
Yukarı MahalleJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20183,023 okunma
9/10
·250 syf.··
2026 10. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 23:43
Ezoterik İlimler Ansiklopedisi – 1 Ezoterik İlimler Ansiklopedisi, kadim bilgilerden günümüze uzanan gizemli öğretileri bir araya getiren kapsamlı bir rehberdir. Astroloji, simya, numeroloji, enerji çalışmaları, semboller ve mistik gelenekler gibi birçok farklı alanı ele alarak, görünmeyenin ardındaki anlamı keşfetmeye davet eder. Bu eser, yalnızca bilgi sunmakla kalmaz; aynı zamanda okuyucuyu içsel farkındalık, spiritüel gelişim ve bilinmeyene dair derin bir yolculuğa çıkarır. Ezoterik İlimler Ansiklopedisi Ezoterik İlimler Ansiklopedisi, klasik bir bilgi kitabından çok daha fazlası. İlk bakışta astroloji, numeroloji, simya gibi alanları anlatan bir başvuru kaynağı gibi görünse de; sayfalar ilerledikçe bunun aslında insanın kendi iç dünyasına açılan bir rehber olduğunu fark ediyorsun. Kitap, farklı öğretileri sade bir dille aktarırken aynı zamanda okuyucuyu düşünmeye zorluyor. Her başlık, “bu gerçekten ne anlama geliyor?” sorusunu sorduruyor. Ve en güzel yanı da şu: sana kesin doğrular dayatmıyor, aksine yorum alanı bırakıyor. Okurken en çok hissettiğim şey, bu bilgilerin sadece dış dünyaya değil, içsel farkındalığa hizmet ettiğiydi. Semboller, enerjiler, kadim öğretiler… Hepsi aslında insanın kendini anlaması için bir araç gibi. Ama şunu da söylemek lazım; bu kitap hızlı tüketilecek bir kitap değil. Sindire sindire, belki altını çizerek, belki dönüp tekrar bakarak okunmalı. Eğer spiritüel konulara ilgin varsa, farklı bakış açılarını keşfetmek hoşuna gidiyorsa ve “görünmeyeni” anlamaya biraz merakın varsa, bu kitap seni içine çeker. Tarih boyunca gizli kalmış bilgiler, farklı kültürlerin ortak bilinç izleri ve insanın “anlama” arayışı… Hepsi bu eserde bir araya geliyor. Tarih boyunca görülen Çağlar, kayıp medeniyetler ya da masalsı ülkeler var mı yok mu
Ezoterik İlimler Ansiklopedisi -1Gökhan Yıldız · Goya Kitap · 20261 okunma
7/10
·325 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 00:00
Daniel Keyes’in bu etkileyici romanı, zihinsel engelli bir adam olan Charlie Gordon’ın hikâyesini anlatır. Charlie, zekâsını artırmayı amaçlayan deneysel bir ameliyata katılır. Bu ameliyat daha önce Algernon adlı bir fare üzerinde başarıyla uygulanmıştır. Ameliyattan sonra Charlie’nin zekâsı hızla artar ve bir süre sonra dahi seviyesine ulaşır. Ancak bu süreçte: Eskiden arkadaş sandığı insanların aslında onunla alay ettiğini fark eder Zekâ arttıkça yalnızlaşır ve duygusal olarak zorlanır Bilimin ve insanların ona yaklaşımını sorgulamaya başlar Daha sonra Algernon’un zekâsı gerilemeye başlar ve ölür. Charlie de aynı sonun kendisini beklediğini anlar. Gerçekten de zamanla eski hâline geri döner. Hikâyenin sonunda Charlie, tekrar eski hayatına döner ve son dileği, Algernon’un mezarına çiçek bırakılmasıdır. Bu kitap sadece bir bilim kurgu hikâyesi değil; insan olmanın ne demek olduğunu sorgulatan oldukça duygusal bir anlatı. Charlie’nin değişimi, okuyucuya empatiyi, yalnızlığı ve kabul edilme ihtiyacını çok güçlü bir şekilde hissettiriyor. En etkileyici tarafı ise şu: Zekâ arttıkça mutluluğun garanti olmadığını çok çarpıcı. Başta sadece ilginç bir deney hikâyesi gibi geliyor ama Charlie’nin değişimini okudukça içimde garip bir hüzün oluştu. En çok da şunu düşündüm: İnsan gerçekten neyle “değerli” olur? Zekâ mı, yoksa hissettikleri mi? Charlie’nin yalnızlığı ve anlaşılma isteği bana çok gerçek geldi. Özellikle zekâsı arttıkça insanların aslında ne kadar yüzeysel olabildiğini fark etmesi biraz sarsıcıydı. Kitabı bitirdiğimde içimde hafif bir boşluk kaldı diyebilirim. Bana göre bu kitap, sadece okunup geçilecek değil; insanın kendine dönüp bakmasına neden olan bir hikâye. Kısacası: Hem düşündüren hem de insanı derinden etkileyen bir klasik. 8/10 Peki siz okudunuz
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
7/10
·64 syf.··
2026 8. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 15:47
Hikâye, bir yolcu gemisinde başlar. Anlatıcı gemide gizemli ve huzursuz görünen bir doktorla tanışır. Doktor bir gece ona geçmişte yaşadığı korkunç bir olayı anlatmaya başlar. Doktor, yıllar önce Hollanda sömürgesi olan bir tropik bölgede görev yaparken yalnızlık ve umutsuzluk içinde yaşayan bir adamdır. Bir gün yanına zengin bir Avrupalı kadın gelir ve ondan gizli bir kürtaj yapmasını ister. Kadının kibirli ve buyurgan tavrı doktoru öfkelendirir; yardım etmeyi reddeder. Fakat kadın başka bir yerde kötü bir müdahale geçirir ve ölümün eşiğine gelir. Doktor pişmanlık içinde onu kurtarmaya çalışır ve bu andan itibaren adeta “amok koşucusu” gibi kontrolsüz bir saplantıyla kadını ve onun sırrını korumaya çalışır. Hikâye, takıntı, suçluluk ve insan psikolojisinin karanlık taraflarını gösteren dramatik bir sona doğru ilerler. Kısa Yorum Amok Koşucusu, Stefan Zweig’in insan psikolojisini en çarpıcı şekilde işlediği eserlerden biridir. Bu kitapta Zweig aslında şunu anlatır: Bir insanın gururu, pişmanlığı ve takıntısı bir araya geldiğinde, aklın kontrolü tamamen kaybolabilir. “Amok” kelimesi de bunu anlatır: Kontrolünü kaybedip kör bir hızla kendini felakete sürüklemek. Roman kısa olmasına rağmen yoğun psikolojik gerilim içerir,karakterin iç dünyasını çok güçlü verir. insanın bir anlık gururunun nasıl trajediye dönüşebileceğini gösterir. Zweig bu kitapta olaydan çok insanın içindeki karanlık dürtüyü anlatır. Okurken insan sürekli şunu düşünür: “Eğer o an farklı davransaydı her şey değişir miydi?” ya da “Ben olsaydım ne yapardım” Ayrıca kürtaj isteyen kadının içinde bulunduğu psikolojik durum, ailesinden korkması ve de sadakat duygusundan yoksun olması hikayeyi toplumsal boyutta da düşünmemizi sağlıyor.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma