Kayıp duygusunun derinde olmasının ve yeterince hissedilmemesinin temel sebeplerinden biri, kişinin dünyayı kontrol edemeyeceği ve dünyanın belirsizliği gerçeğiyle yüzleşmek istememesidir. Çünkü kainatın büyüklüğünü hissetmek ve bunun karşısında ne kadar aciz olduğu duygusu ile yüzleşmek de kişi için acı verici bir deneyimdir.
Anlamsızlığın çağdaş sonuçlarından biri, nihilist (hiççi) yaklaşımdır. Nietzsche'nin öncülüğünde felsefî bir doktrin hüviyetine kavuşan nihilist anlayış, zamanla küçümsenemeyecek bir çoğunluk için hayat felsefesi hâline gelmiştir. Hiçlik duygusunun ağır bastığı durumlarda insan, kayıtsız bir kaderciliğe saplanır. Ona göre artık hayata sarılmak ve kaderini değiştirmeye çalışmak gereksizdir; zira insan hür olmadığı gibi, olayların ve durumların zavallı bir kurbanıdır. Nihilist, yaşadığı içsel boşluk tecrübesi ile umudunu tamamen yitirir ve çoğu zaman kişiliksizleşir. Bu dönüşümün kaynağında en güçlü faktör, bireyin dünya görüşünde ortaya çıkan kırılmaların yol açtığı anlamsızlık duygusudur.