"... Ama şunu hatırdan çıkarmayın, ahmaklar için yazanlar her zaman karşılarında geniş bir dinleyici kitlesi bulurlar; okuma zamanınızı sınırlamaya dikkat edin ve okumak için ayırdığınız zamanı da münhasıran bütün zamanların ve ülkelerin büyük kafalarının eserlerine tahsis edin, onlar insanlığın geri kalanını yukarıdan seyrederler. şöhretleri onları zaten bu hüviyetiyle tanıtır. Okunması halinde sadece bunlar gerçekten bir şeyler öğretir ve insanı eğitir ..."
Schopenhauer

HATİCE KESKİN, bir alıntı ekledi.
1 saat önce

"Daimi varoluş olmaksızın, yok olmazlığa dair soyut bir kavramsallaştırma bile yapamayız."

Dünyanın Istırabı Üzerine, Arthur SchopenhauerDünyanın Istırabı Üzerine, Arthur Schopenhauer
HATİCE KESKİN, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

"Dinler, kendini seçenek olmaktan çıkarmasın diye; bireyin kendini yok etmesini seçenek olmaktan çıkarmaktadır."

Dünyanın Istırabı Üzerine, Arthur SchopenhauerDünyanın Istırabı Üzerine, Arthur Schopenhauer
Yusuf, Dünyanın Istırabı Üzerine'yi inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bu eserde Schopenhauer'in felsefeden sanata, kadınlardan kitaplara kadar bircok farklı konudaki görüşlerini okuyoruz. O yüzden sanki derleme bir kitapmış izlenimi oluşturuyor. Ama kitabın orjinalini okumadığım için bu konuda kesin konuşamıyorum. Kitapta bahsedilen konularla ilgili aldığım notları ve eleştirilerimi sizinle paylaşmak isterim.

Schopenhauer'e göre yaşamak surekli bir çatışma, sürekli bir hareket içinde olmaktır. İnsan yaşadığı sürece arzu ettiği dinginlige tam manasıyla asla kavuşamayacaktır. Onun icin dünya insanların ıstırap ve acı çekerek ömürlerini geçirdikleri bir mekandır ve cehennemden farksızdır. Bu dünyada gerçek mutluluğa kavusmak mümkün değildir çünkü yaşamak acı çekmek demektir. İnsan acıdan ise ancak öldüğünde kurtulabilir. Ona göre insan öldüğünde benliği yok olur ve o gerçek özü olan istenç halinde varolmaya devam eder. Schopenhauer'a göre her varlık istencin aldığı formlardır ve varlıklar yok olup dağılmaya mahkumken istenc ezeli ve ebedidir. Ona göre istenç akıldan önce gelir ve aklı kendi aracı olarak kullanır. İstenç metafiziksel bir karaktere sahipken akıl ise beynin bir fonksiyonu olduğu için maddi bir karakter taşır ve ölümle birlikte yok olur. Geride sadece bilincsiz istenç kalır ve insan için ölümden sonraki tek varolma şekli de bu bilinçsiz varoluştur. Ama bu tür bir varoluşun değersizligi Jung'un da sözleriyle şöyle ortaya koyulabilir: "Bilincin olmadığı yerde, pratik anlamda bir yaşam yoktur, çünkü dünya ancak bir psişe (ruh) tarafından bilinçli olarak düşünüldüğü ve bilinçli olarak ifade edildiği sürece varolabilir. Bilinç varolmanın en koşuludur." Jung bu sözleriyle bilincsiz bir varoluşun pratikte yokoluştan hiçbir farkı olmadığını anlatmak istiyor ki ben de buna katılıyorum. Jung aklı varoluşun bir önkoşulu olarak ortaya koyarken, Schopenhauer ise aklı insanı özüne yabancılaştıran ve onu ızdıraba mahkum eden bir unsur olarak yorumlar ve bilinçsiz bir varoluşu tercih eder.

Schopenhauer'in kadınlar hakkındaki görüşleri ise oldukça çağdışıdır. Schopenhauer kadını aklen çocukla erkek arasında ara bir basamak olarak görür ve böylece onun akli melekelerinin sınırlılığını ve erkeğin ona zihinsel olarak üstünlüğünü savunur. Ona göre kadının görevi sadece iyi bir eş olmak ve çocuk doğurmaktan ibarettir. Entellektüel alan sadece erkekler aittir.

Schopenhauer'e göre sanat varlıkların biçimini değil onların ideasını ya da özünü bize sunmaya calısır. Onun için asla bicimi birebir aktarmaya çalışan bir taklit olmamalıdır. Böylesine bir taklit aslında sanatsal olarak da yüksek bir değere sahip değildir. Eğer böyle olsaydı gerceğine oldukça benzer olan balmumu heykeller en büyük sanat eserleri olurdu. Schopenhauer'in sanatı ideaya ulaşma ve onu aktarmaya calışma olarak yorumlaması makul ve mantıklı görünüyor.

Kitapla ilgili son söz olarak şunu söyleyebilirim ki Schopenhauer'in kitaptaki çoğu görüşüne katılmamakla birlikte onları ilginç buldum. İnsanı üzerlerinde düşünmeye sevk eden bu aykırı görüşler sırf alışılmamışlıkları ile bile insanda ilgi ve merak uyandırıyor ve daha çok okumaya yönlendiriyor.

Yusuf, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Okumama sanatı çok önemli bir sanattır. Bu sanat herhangi bir zamanda genel kamuoyunun dikkatini çekmiş bir esere ilgi göstermemeye dayanır.

Dünyanın Istırabı Üzerine, Arthur SchopenhauerDünyanın Istırabı Üzerine, Arthur Schopenhauer
Cem Eren, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

"Dünyanın herhangi bir yerinde elde edilebilecek çok fazla bir şey yoktur. Dünya sefalet ve ıstırapta doludur; ve eğer bir insan bunlardan yakasını kurtarırsa, bilsin ki can sıkıntısı her köşe başında pusuda beklemekledir. Hatta daha da fazlası; genellikle galip gelen kötülüktür; ve gürültü ve şamatayla sesini en fazla duyuran budalalıktır."

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Arthur Schopenhauer (Sayfa 2 - Başlangıç(önsöz))Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Arthur Schopenhauer (Sayfa 2 - Başlangıç(önsöz))
.., bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Günümüzde her yerde insan hayal edilemeyecek kadar büyük bir özenle bedeni ve bedeninin ihtiyaçları peşinde koşmaktadır: saygı şöyle dursun hiçbir şekilde en küçük bir nezaket ya da himaye görmeyecek tek şey düşünen kafa mıdır?

Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine, Arthur SchopenhauerSeçkinlik ve Sıradanlık Üzerine, Arthur Schopenhauer