Fakat mucizeye bakın!
Benim kendimi gizlemem sizin
gözlerinizi açtı ve benim görünüşteki nefretim yerinden oynattı yüreklerinizi.
Ve şimdi seviyorsunuz beni.
Seviyorsunuz size saplanan kılıcı, bağrınızı delen oku.
Çünkü yaralanmış olmanın rahatlığını veriyor bu size.
Ve siz sadece kendi kanınızı içtiğiniz zaman sarhoş olabiliyorsunuz.
Kendi ruhuyla konuşa konuşa,
kendi diliyle kamçılanan aşktı, bu.
Toz toprak içinde can çekişen gururdu.
Benim kendi sevgim sessizce diz çöküp sizden bağışlanma dilerken, bir taraftan da sizin sevginize duyduğum açlıktı,
evin damından size öfke saçan.
Evet, evet, hepinizi sevdimdi,
genç yaşlı, hepinizi.
Rüzgarımla hışırdayan sazları da,
neşe ağaçlarını da.
Fakat yazık, yazık ki,
benim kalbimin doluluğuydu
sizi benden uzaklaştıran.