"Bir şeyle, bir insanla, bir tanrıyla deneyim yaşamak, onun başımıza gelmesi, bize çarpması, üzerimize gelmesi, bizi altüst etmesi ve dönüştürmesi anlamına gelir."
Ritüel oruç, duyuları canlandırarak yaşamı yeniler. Hayata canlılığını, görkemini geri verir. Bununla birlikte, sağlam emirleri altında oruç kendini hayatta kalmanın hizmetine sunar. Sonuç olarak, tefekkür ve şenlik boyutunu kaybeder.
Daha iyi işleyebilmesi için çıplak yaşamı optimize etmek zorundadir. Oruç bile artık bir hayatta kalma biçimi alir.
Bu haliyle eylemsizlik ruhani bir oruçtur. Bu nedenle iyileştirici bir etkisi vardir.
Eylemsizlik bizi insan yapan şeydir. Eylemsizliğin eylemdeki payı onu gerçekten insan yapar. Bir an bile tereddüt ya da duraklama olmadan eylem, kor eylem ve tepkiye dönüşür. Sessiz lik olmadan yeni bir barbarlık ortaya çıkar. Sessizlik konuşmayı derinleştirir. Sessizlik olmadan müzik olmaz, sadece gürültü ve ses olur. Oyun güzelliğin özüdür. Sadece uyaran ve tepki, ihtiyaç ve tatmin, sorun ve çözüm, amaç ve eylem temasının hüküm sürdüğü yerde, yaiam hayatta kalmaya, çıplak hayvan yaşamına döner. Yaşam, görkemini yalnızca eylemsizlikten alır. Bir varlık olarak eylemsizliği kaybedersek, sadece çalışması gereken bir makineye benzeriz. Gerçek yaşam, hayatta kalma kaygısının, salt yaşamanm zorluğunun sona erdigi anda başlar. insan çabasının nihai amacı eylemsizliktir.