Elif Tekin

İnsan varoluşunun temelde geçici oluşunu aklında tutan logoterapi, kötümser değil, eylemcidir. Bu noktayı bir benzetmey­e dile getirecek olursak: Karamsar kişi, her gün bir sayfasını ko­pardığı duvar takviminin geçen her günle biraz daha inceldiğini, korku ve hüzünle gözleyen bir insana benzer. Öte yandan yaşa­mın sorunlarına etkin bir şekilde saldıran insan, her gün takvi­minden bir yaprak koparan, ancak bunları arkalarına birkaç günlük notu aldıktan sonra öncekilerle birlikte düzenli ve özen­li bir şekilde dosyalayıp saklayan bir insana benzer. Bu notlarda oluşan zenginliği, dolu dolu yaşamı, gurur ve sevinçle düşünebi­lir. Yaşlandığını farketmesinin ne önemi olabilir? Gördüğü genç insanları kıskanıp kendi yitik gençliğine yönelik nostaljiye mi gömülecektir? Hayır, bunun yerine şöyle düşünecektir: “Olası­lıklar yerine, sadece yapılan işin, yaşanılan sevginin değil, yiğit­ çe göğüslenen acılar dahil olmak üzere, geçmişimin gerçeklikle­ri de var. Bu acılar kıskançlık uyandırmasa bile, hayatımda en çok gurur duyduğum şeylerdir.”
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Elbette insan, geçiciliğinin anız tarlasını dikkate almakta ve yaptıklarının, sevinçlerinin ve acılarının tamamını sonsuza kadar sakladığı geçmişin dolu zahire ambarını görmezlikten gelmekte­dir. Yapılan hiçbir şey eski haline getirilemez ve hiçbir şey yok edilemez. Olmuş olmanın, varolmanın en emin biçimi olduğunu söylemem gerek.
Alıntı
“Bütün bu acıla­rın, çevremizdeki bunca ölümün bir anlamı var mı? Çünkü eğer yoksa hayatta kalmanın kesinlikle hiçbir anlamı yok! Çünkü an­lamı böyle bir rastlantıya bağlı olan bir yaşam, nihai anlamda ya­şanmaya değmez.”
Alıntı