Haçlılara devamlı destek gelmesi Selahaddin Eyyubiyi ürkütüyordu. İslâm dünyasından yeterli desteğin gelmediğini görüp üzülüyordu. O, halifeye gönderdiği bir mektupta Haçlıların inat ve azminden Müslümanların ise gevşekliğinden yakınarak şöyle demekteydi:
"Frenklerden davaları uğrunda ölümü hiçe sayan, bu uğurda vatanlarından ailelerinden sevinerek ayrılan, denizin dalgalarına binerek canlarını tehlikeye atan kişilerle İslâm'ın başı dertte. Onlar, bütün bunları papazlarına itaat, markizlerinin emirlerini yerine getirmek, inançlarını korumak, peygamberlerinin kabri uğrunda ölmek için yapıyorlar. Sabır ve sebatla tehlikelere dalıyorlar.
○ derece ki, kadınları bile deniz yoluyla ülkelerinden geldiler. Onlardan bir markiz 500 süvari, yaya, okçu ve mızraklıyı peşine takmış, bütün masraflarını üzerine alarak buraya yola çıkmıştır. Onun gemisine İskenderiye yakınlarında el koyduk. Başka bir prenses Alman kralıyla geldi. Nice Frenk kadınları zırh giyip savaşmak için kalkanlar, kuntariyeler (uzun saphı mızraklar) taşıyorlar.
Yapılan çarpışmalarda onlardan bazıları ölü olarak bulundu. Zırhları çıkarılmadan kadın oldukları anlaşılmadı. Müslümanlar ise tam aksine sızlanıyorlar, sabır göstermiyorlar. Bölük bölük oluyorlar. Sıvışıp gidiyorlar, dönmüyorlar. Kalırlarsa para verilince kalıyorlar Gelirlerse kalplerinde birlik olmadan geliyorlar."