Santiago bir düş görür. Bu düşte, bir çocuğun gelip koyunlarıyla oynadığını görür. Çocuk daha sonra Santiago’yu alıp Mısır Piramitlerine götürür ve oraya giderse gizli bir hazine bulacağını söyler. Bunun üzerine Santiago, yaşadığı bazı olaylardan sonra gitmeye karar verir ve yolculuğu başlar.
Simyacı, bir çobanın hazinesini ararken aslında kendi iç yolculuğunu keşfetmesini anlatan, masalsı ama yüzeysel olmayan bir roman kesinlikle. Paulo Coelho’nun anlatımı, her bölümde durup düşünmeme neden olan derin bir anlam katmanına sahip. Kitap, kişisel amaç ve hayallerimizin peşinden gitmemiz gerektiğini, vazgeçmediğimiz sürece evrenin bize fırsatlar sunacağını vurguluyor. Ancak bu süreçte sorumluluklarımızı unutmamamız gerektiğini de hatırlatıyor. Hayatın içinde daima küçük de olsa olumsuz ihtimaller olduğunu; ancak bu ihtimaller yüzünden yolumuzdan dönmek yerine, onları yaşamın doğal bir parçası olarak kabul edip olası riskleri azaltmaya çalışmak gerektiğini ifade ediyor. Simyacı, tam da bunu hatırlatan sade, akıcı ve ilham verici bir yolculuktu kesinlikle. Okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın.