İradesiz kişi ilk olarak kendisiyle sağlıklı bir ilişki kuramaz. Çünkü bir yönünü iyi kararlar alan taraf, diğer yönünü de bu kararları bozan taraf olarak gördüğü için kendi içinde iki farklı kişilik varmış gibi hisseder. Bu da benliğiyle çatışmasına sebep olur. Giriştiği kavga yine kendi iledir ve kendine kızıp sertleştikçe aslında benliğini yaralamaktadır. Oysa kendiyle kavga ederek ve öz benliğine nefret saçarak irade özelliğini kazanamaz. Aksine özgüvenini yitirip daha da pasifleşir ve içine gömülür.
İradesizlik kendi başına bir kalp hastalığı olsa da derinleştikçe başka hastalıkları da yanına çağırır ve kişinin karakterini ciddi oranda şekillendirmeye başlar. Yol açtığı hastalıklardan bazıları kişinin yapamadıkları yüzünden kendinden nefret etmesi, iradeli insanları saplantı boyutunda sevmesi ve ulaşamadıklarının hayaliyle zamanını tüketmesidir.
"Sübhanallah" zikri bize eksiksiz olanın sadece -Allah-olduğunu hatırlatır. Fakat buna ilave olarak insanın da eksik olduğunu söyler. Böylece bizi mükemmeliyetçilik bataklığından kurtarıp eksiklerimize rağmen mutlu olmayı öğretir.
Herkes büyük olanı kendince tespit edip kalbini ona yaslama eğilimindedir. Bir hevesle kalbini yanlış kişiye bağladığında onda göreceği küçüklük işaretleri gönlünde ne depremlere yol açar hayal bile edemeyiz.