Merhabalar, öncelikle ilkgençlik ve gençlik edebiyatı üzerine fazla okuma yapmayan birisi olarak bu incelemeyi yaptığımı belirtmek isterim. Hiç Son Olmayan Ülke bir ilkgençlik kitabının verebileceği tüm verimi veren, mesajlarla dolu olan mükemmel bir roman. Olay kurgusu o kadar güzel bir şekilde düzenlenmiş ki okurken kendimi kaptırdım. Anlatım tarzı ve olay örgüsü Alice Harikalar Diyarında'yı ve Oyuncak Hikayesi'nin film serisini epey andırıyor. Zaten romanı okurken de göreceksiniz Alice'e epey bir atıf var. Şimdi olay örgüsünü inceleyelim. Baş kahramanımız Emily adında bir çocuk. Emily, kısa bir süre önce ölmüş olan ablası Holly'i ve oyuncağı Mavi'yi çok özlemektedir. Aslında onların ölmemiş olmalarını diler, bir gün ansızın oyuncakların hareket ettiğini fark eder ve olay öyküsü başlar. Harry Potter, Alice Harikalar Diyarında ve birçok fantastik kurguda olduğu gibi Hiç Son Olmayan Ülke'de de iki evren vardır. İki ayrı dünya. Emily'nin yaşadığı dünyadan ayrı olarak bir de oyuncakların artık kullanılmadığı zamanlar gittikleri, bir nevi oyuncakların ahireti diyebileceğim, bir üst evren vardır. Bu evrenin adı Smockeroon'dur. Evren, Emily'nin ve ailesinin komşusu olan ve bir antika dükkanı olan Ruth'un evreni keşfetmesinden kısa bir süre sonra bir karışıklığa sahne olur. Smockeroon evreninde düzeni sağlayan, huzuru ve maddi dünyayla araya girmiş olan sınırı koruyan Sturvey isimli bir oyuncak bir anda ortadan kaybolur. Smockeroon'da başgösteren kargaşa sonucu maddi dünya ile olan sınır yıpranmaya ve gittikçe yok olmaya başlar. Böylelikle sınırın gün geçtikçe zayiflamasiyla birlikte Smockeroon'daki oyuncaklar, ki hemen hepsi olmasa bile kurguda sunulduğu kadarıyla asayişsiz ve Kodes Wendy gibi kin dolu oyuncaklardır, maddi evrene geçmeye başlar. Emily ve arkadaşları bu