RÜVEYDA

RÜVEYDA
@1ruveyda
Dönmek mümkün mü artık?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Rüveyda'ya Ağıt
ben bir aziz değilim hele gündüz değilim attığı her adımda siyah bir iz bırakan bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi bir yanımda kederi özümleyen bir lale merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim bırakta böyle bitsin bu günahkar serüven bırakta kurtarayım bu emanet sarayı yeter intiharınla oyduğun yüreğimi umutsuz şarkılarla avutulduğun yeter göğsümde bir yanardağ kıvranıyor rüveyda yaraları kapandıkça kanıyor rüveyda duman çöktü güneşin sitem aynalarına aralandı perdeler şimdi sensiz değilim dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim azizler tohum eker sevgi tarlalarına senin gözlerin dram, oysa ağlatan benim ben dilenci, sen sultan sevgi dağıtan benim sen ışık ben karanlık ve aydınlatan benim ben ölümüm sen hayat cana can katan benim sabah sende oluyor güneşi tutan benim soran ben sorulan sen hüznü damıtan benim öldüren ben ölen sen kabirde yatan benim
Şiir
Nurullah Genç Rüveyda şiirinin başlarında "alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru" derken, şiirin sonlarında "At vuruldu; içim paramparça rüveyda" diyor. İşte ben orada bitiyorum. Gözlerim doluyor, kalbim acıyor ve benim de içim paramparça oluyor.
Edebiyat
Rüveyda Şiiri
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına bir güvercin uçurup kıtalar arasından çağırdın beni geçerek birer birer sürgün kanyonlarını derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına adını söylemek istemiyorum her hecesi amansız bir kor dudaklarımda her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım adını söylemek istemiyorum rüveyda dediğim zaman anla ki, senin için yürüyor kelimeler çığlığımın atardamarlarından hangi yıldızdır bilmem, gözlerin kayar da üzerime rüveyda önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime sonra açılır önümde ıstırab vadileri silik renkleriyle adımlarıma çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
Şiir
Sitare şiiri
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde Kirpiklerin yüreğime batıyor Telaşlı bir kalabalığın ortasında Ayaküstü konuşuyoruz Nedimin nigehban nergisleri gibi Üstümüzde bütün nazarlar Çok utanıyorum Sitare Dün oturup hesap ettim Sen doğduğun zaman Ben bir askeri mektepte talebeymişim Sen bilmezsin Sitare Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu Her akşam dokuzda yat borusu çalardı Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı Bir derin uykuya atardım kendimi Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum Gözlerin mi daha sıcak gülüyor Yoksa dudakların mı anlayamıyorum Seninle konuşurken Sitare Aklıma yıldızlar dökülüyor Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Şiir