Bir edebiyatçı olsaydım, belki de hırsın her türlüsünün ne kadar boş olduğu konusunda bir ahlak nutku çekebilirdim. Ama bu durumda bana en çarpıcı gelen, bu içler acısı çürümüş kağıt yığını karşısında ne kadar muazzam bir emeğin harcanmış olduğunu görmek oldu.
İnsan, insan kardeşlerinin sırtından geçinerek rahat rahat yaşamanın ve sefa sürmenin tadını çıkarmış, Gereksinim'i kendine şair ve bahane edinmiş, zamanı gelince de o Gereksinim kendi başına dert olmuştu.