Salt mutluluk düşü adına kendi aşkını gerçekleştirmekten vazgeçen bir kadının bireysel yazgısını anlatıldığı Pastoral Senfoni adeta hisler yığınına bürünmüş ve okuru da geçmişe daldırıp çıkarıyor.Kitaptaki ince işlenen betimlemeler..Okurken kır zambakların kokusunu alabiliyorsunuz.Her bir cümlesi alıntı niteliğinde olan bu kitap okurun iştahını kabartıyor.Nobel ödülü almış Andre Gide'nin şaheseriyle gurur duymamak elde değil.
Sade ama derinlikli bir dil seçmiş,felsefi sorgulamalar ve ahlaki sorgulamalarla örülmüş.Okur zamanla anlatıcının ne kadar güvenilir olduğunu sorgulamaya başlıyor.
Gertrude'un fiziksel körlüğü ile papazın ruhsal körlüğü arasında ince bir parelellik kuruluyor.Gertrude gözlerini açtığında sadece dış dünyayı değil,papazın gerçek niyetlerini de görür.Bu metafor,romanın en güçlü yapı taşlarından biri.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aşkı kınanacak bir şey olarak gördüğüm, kınanacak şeylerin de ruhu eğrilttigini sandığım için ve kendi ruhumda da hiç bir ağırlık hissetmediğimden aşka inanmıyordum.