Tanpınar’ın bütün eserlerinde zaman ve zamana ayak uydurabilme becerisi hep önemli bir yer tutmuştur. Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde de bu kavramın etrafında iki arada bir derede kalmış karakterlerin ve toplumların düştüğü gülünç durumu hicveder.
Adeta kıyafet değiştirir gibi medeniyetini de değiştirmeye ant içmiş toplumun, geçmişinden sıyrılmaya çalışıp yeni değerlere koşmaya çalışmasını ve bocalamasını konu edinir.
İlk bakışta Hayri İrdal'ın iradesiz, pasif ve amaçsız yaşamını konu ediniyor gibi görünse de değerlerini satmanın, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadar yaşanan tüm ahlaki çöküntünün bir arada bulunmasını izleriz.
Berna Moran'ın da dikkat çektiği üzere, "romanda yalnız iki kişi bütün
hicvin ve alayın dışarısında bırakılmıştır: Hayri İrdal'ın bir zamanlar çıraklık ettiği Muvakkit Nuri Efendi ve Hayri İrdal’ın oğlu Ahmet." Hayri İrdal'ın içinden zaman zaman hortlayan dürüst insancığın yahut iyinin derin sesi, Nuri Efendi'dir. Karşısına çıkan karakterlerin etkisinden sıyrılabilseydi ve toplumun süzgecinden çıkabilseydi, belki bu sesle daha farklı yollarda yürüyebilirdi diyoruz.
İradesini konuşturacak, ailesine ve yakın çevresine etkili olacak kadar bile cesarete sahip olamayan bir hâlde; tıpkı Mümtaz gibi fakat daha ötede ikirciklikte sıkışıp kalmıştır.
Romanda sürekli vurgulanan "Psikanalizm" meselesi de doğu-batı ekseninde değerlendirilebilir bir konumdadır. Öyle ki batı fikri olarak değerlendirebileceğimiz ve Hayri İrdal'ın teslim edildiği Doktor Ramiz, onu dinleme zahmetine bile katlanmadan psikanalizm masalını ezberden okumaya çalışan bir papağandır. İnsan ruhu gibi derinlikli bir yapıya alelacele teşhis koymaya çalışan bir batı hayranı! Oysa onunla kıyaslandığında Nuri Efendi, saatlere bile doğuya yaraşır bir biçimde insan nazarıyla yaklaşan merhamet