Allah'ın tecellileri hiçbir hesaba gelmez. Elbette kapılar açılır ve günü gelir her şeyin...
Yol bir tane; başka hiçbir yol yok!
"Yol O'nun, varlık O'nun, gerisi hep angarya,
Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya..."
Genç adam!
Bu sözlerimin sorumlu muhatabı sensin!
Şöyle başlamıştım sözlerime:
"Aziz gençlik ve çile çeken mü'minler demeti!.."
Işıklar içinde, bir taraftan düdükler çalınırken, ancak kaptanların anladığı mânada gemi yavaş yavaş batıyor ve salondakiler çığlığı basıyor:
"- Batıyoruz, kurtarıcımız nerede!..."
İşte bunu gören cins kafa (Toynbi) diyor ki:
"-İstikbal İslam'ındır!.."
Diyor ki:
"Asrın idrakine söyletmelidir, İslâm'ı..."
Yani bu asrın anlayışına İslâm'ı söyletmeli!.. İslâm'ı güya müdafaa ediyor. Bugünkü asır mı tasdik edecek İslâm'ı? Bu İslâm'ı tâbi kılmaktır. Ben şöyle tashih ediyorum:
İslâm idrakine söyletmelidir asrımızı!..
Batı idrakinde Petrol'den başka bir kıymet yoktur.
Bütün mesele burada toplanıyor. Ama dâvayı kökünden ele alabilen yok! Bu türlü müdafaacılardansa hiç olmasın daha iyi... Şu kadar söylemek isterim ki, bu ucuzluğun, tâvizciliğin sonu hiçtir. İslâm'ın şairliği böyle olmaz, Lebid gibi olur, Hassan gibi...
Hassan Medine'de kıyın kıyın gezerken Hazret-i Ömer'e rastıyor. "Hassan" diyor Hazret-i Ömer, "Niçin şiir söylemiyorsun?"
Hassan şu cevabı veriyor:
"-Kur'ân indi ineli dilimi yuttum!"
İşte İslâmi duygu budur, şiir de bu...
Bu ne dünyadır? Bu, sözde münevverlerin bizi "çağdışı" ilan ettiği, kendilerini "çağiçi" farz ettiği dünya... Ah, çağ, çağ!.. Çağ, yapılan bir işin mevsimidir, hayat faaliyetinin iklimidir çağ...
Tasavvufta sofiye "ebu'l vakt" denir. "Vaktin babası"... Çağ işte bu babaların mevsimidir, çöpçülerin değil...