Ve yıllar öncesine dayanan bir hikaye;
Birgün babam eve balık getirmiş,
Akşam misafirler gelince rakının yanında meze olsun diye
Ben daha çocuğum o sıralar ve hala dünya toz pembe gözümde
Neyse
Poşetten 2-3 tane balık çaldım
Banyoda leğene suyu doldurup balıkları güzelce koydum içine
Uykum gelene kadar da çıkmadım banyodan
Sonra annem elimden tutup beni doğru yatağa götürdü
Yatarken düşünüyordum sabah ilk işim balıklara yem almak olsun diye
Heyecandan uyku tutmuyordu gözümü
Aklımsa hala balıklardaydı
Bildiğin çocuktum işte ve küçük şeyler yetiyordu mutlu olmam için
Sonra sabah oldu gözlerimi açar açmaz banyoya koştum
Bir de baktım ki bütün balıklar ölmüş
İşte o günden sonra hayatımda ne için, kimin için yaşar dediysem
Bütün hepsi öldü
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı.
Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı.
Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle