• 742 syf.
    Bu incelemeyi yazdığım için o kadar üzgünüm ki, hiç bitmesini istemedim bu serinin ve hala da istemiyorum. Ama o kadar çok şey yaşadılar ki kurgusal dünyalarındaki bütün mutlulukları hak ediyorlar.

    6 baş karakterin çocuklarını büyütürken yaşadıkları ve We Are Calloway'in hayatlarına getirdiği yenilikleri okumak döktüğüm göz yaşlarına değdi kesinlikle. Çünkü kitabın 3'te 2'sini ağlayarak ve geride kalan 3'te 1'ini de gülerek okudum. Ama bitirdiğimde yüzümde kocaman bir gülümseme vardı.

    Garrison ile ilgili yerlerde çıldırdım ve aylardır obsesif bir şekilde 21 Ocak'ın gelmesini beklerken defalarca okuduğum Whatever It Takes tanıtımı çok daha farklı bir anlam kazandı. Onlar da mutlu sonlarına kavuştular bu kitapta ama Whatever It Takes'le bu mutlu sona nasıl kavuştuklarını okumak için sabırsızlanıyorum.

    HCM çocukları ile ilgili de pek çok şey öğrendim bu kitapta. Jane'in Sinful Like Us'ta neden Thatcher'i sevmekten bu kadar kortuğu gibi. Aynı zamanda Charlie'yi de çok daha iyi anladım, hala beyninin nasıl çalıştığına anlam veremesem de. Moffy'yi de. Sadece 8-9 yaşlarındayken bile ne kadar korumacı bir abi/kuzen olduğunu okumak güzeldi.

    Bu seriyi okuduğum için gerçekten çok mutluyum. Ezberleyene kadar onlarca kez daha okuyacağımı da biliyorum. Umarım yazarlar Like Us serisi için 30-35 kitap daha yazarlar ve yakın bir zamanda veda etmek zorunda kalmam bu kocaman aileye.
  • Âsâf'ın mikdârını bilmez Süleyman olmayan
    Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan

    Zülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvâlini
    Anlamaz hal-i perişanı perişan olmayan

    Rızkına kani' olan gerdûna minnet eylemez
    Âlemin sultanıdır muhtâc-ı sultân olmayan

    Kim ki korkmaz Hak'tan ondan korkar erbâb-ı ukûl
    Her ne isterse yapar Hak'tan hirasan olmayan

    İ'tiraz eylerse bir nâdân Ziyâ hamûş olur
    Çünki bilmez kadr-i güftârın sühândan olmayan.

    Açıklama:

    1. Âsâf'ın değerini bilmez Süleyman olmayan. (Âsâf, aynı zamanda hükümdar olan Süleyman peygamberin bilge bir veziridir.) Bilmez insanın değerini alemde insan olmayan.

    2. Zülfüne gönül vermeyen bilmez gönül hallerini, perişan halde olanı anlamaz perişan olmayan.

    3. Rızkına kanaat eden dünyaya minnet etmez, alemin sultanıdır, sultana muhtaç olmayan.

    4. Hak'tan korkmayan kimseden akıl sahibi insanlar korkarlar, (çünkü) her ne isterse yapar Hak'tan korkmayan.

    5. İtiraz ederse bir cahil, Ziya sessiz kalır, çünkü güzel söz söylemeyen, konuşmanın değerini bilmez.
    Ziya Paşa
  • Üzüntü sırasında vermiş olduğumz bir diğer ana tepki dudaklarımızın ters U şeklini almasıdır. ... özellikle erkeklerle paylaşmam gereken bireysel bir gözlemim var, eğer kadınların yüzünde ters U şeklini görüyorsanız ve ardından dudak kenarı titremete başladıysa üçe kadar sayın,ağlamaya başlıyorlar. Yani baylar baktınız böyle bir durum var 1-2-3 vee hoop, o ortamdan uzaklaşıyoruz! Şaka tabii.
  • 224 syf.
    ·3 günde·8/10
    Yoksa siz hala komünistleştiremediklerimizden misiniz?
    İncelemeye bu başlıkla başlamamın sebebi komünist manifestonun yazım amacının da Kapital gibi analitik değil de daha ikna edici , retorik tarzda yazılması. Ve itiraf etmeliyim ki gerçekten oldukça cesur , etkileyici ve hatta halk diliyle gaza getirici bir metin.
    1. Burjuvalar ve proleterler
    2.Proleterler ve komünistler
    3. Sosyalist ve komünist yazın
    4. Komünistlerin çeşitli muhalefet partileri karşısındaki konumları

    Kabaca dört bölüme ayrılmış bir metin ve üçüncü bölümün alt başlıkları da var.
    Aslında bu çok meşhur ve tartışmalı metni sayfa sayfa dahi incelemek istesem de daha kısa ve genel değineceğim.
    Öncelikle biz bu metinde Marx’ın burjuvayı ve kapitalizmi yerden yere vurduğunu düşünürüz ancak üzerinde tepinmeden önce birinci bölümde detaylı bir şekilde burjuvanın tarihsel değişimine ve modern devletteki konumuna değinir. Burjuvazi bugün modern devlette yürütmenin bile onun çıkarlarını koruduğu önemli bir sınıf. Yerden yere vurmaya başlarsak ‘’Burjuvazi, üstünlüğü ele geçirdiği her yerde, bütün feodal, ataerkil, pastoral ,ilişkilere son verdi. İnsanı ‘doğal efendilerine’ bağlayan çok çeşitli feodal bağları acımasızca kopardı ve insan ile insan arasında çıplak çıkardan katı ‘nakit ödeme’den başka hiçbir bağ bırakmadı’’syf 119 daha neler neler modern köleliğimizin ve kamçılarımızın sorumlusu ‘burjuvalar’ modern şeytanlarımız. Peki gerçekten biz insanlar daha önce hiç sömürülmeyi tatmamıştık da bir zamanların feodal soyluluğunun egemenliği altında ezilen bu sınıf üstünlüğü ele geçirdiğinde biz birdenbire sömürülmeye başladık? Tabi ki de hayır ‘’Tek sözcükle, dinsel ve siyasal yanılsamalarla maskelenmiş sömürünün yerine, açık, utanmaz, dolaysız, kaba sömürüyü koydu.’’ Syf 119
    Yani artık egemen sınıf bizi dolaylı yoldan değil hiç lafı dolandırmadan sömürüyor. Marx burjuvaziyi sadece yeriyor mu ? Hayır bu da yetersiz bir bakış olur ‘’İnsan etkinliğinin neler yapabileceğini ilk gösteren o oldu Mısır piramitlerini , Roma’nın su kemerlerini ve Gotik katedralleri kat be kat aşan harikalar yarattı; daha önceki bütün tarihsel göçleri ve haçlı seferlerini gölgede bırakan seferler düzenledi ‘’syf 120
    Acaba burda burjuva sınıfıyla birlikte kapitalizmin olanaklarına ve yapabileceklerine de mi bir atıf var? Sonuçta tüm bunları egemen sınıf kapitalizmin imkanlarıyla gerçekleştiriyor. Yani bu ilişki sadece burjuvaziyi yermek olmadığını daha geniş bir inceleme olduğunu görüyoruz. Belki de Marx- Kapitalizm ilişkisi sadece nefret ilişkisi değildir de inişli çıkışlı tutkulu bir aşk hikayesidir. Ploreter ise kısaca bir meta haline gelmiş bir ticaret nesnesidir. Makinenin bir uzantısı haline gelişi, becerisiz bir iş yapması , yaratıcılığını yitirmesi meşhur ve aşina olduğumuz kavramlar.
    Metnin ikinci kısmı daha çok komünistlere yöneltilen eleştirilere cevap veriyor ve benim de ilgimi oldukça çeken bir bölüm. Çünkü kendimi ne komünizm davasının yılmaz bir yoldaşı ne de bir kapitalist olarak tanımlarım. Marx’ı da bir şeytan olarak ilan edenler en çok özel mülkiyeti elimizden alıp bizi devlet idaresine mahkum etmekle suçlar. Bu sorulara çok detaylı ve farklı yönlerden cevaplar var. Özel mülkiyetin zaten ancak toplumun onda birinin tekelinde olması , küçük köylü ve zanaatkar mülkiyetinin ise zaten sanayileşmeyle yok olması , ücretli emeğin proleter için asla mülkiyet oluşturmaması dahası zaten sermaye denen şeyin kolektif bir çabanın ürünü olması gibi ikna edici açıklamalar var. Şu meşhur sona gelecek olursak ‘’Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var. ‘’
    ‘’BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ, BİRLEŞİN’’
    Marx işçilerin bir vatanı olmadığını işçi sınıfına dahil olduklarını söylüyor , o yüzden bütün ülkelerin işçilerinin birleşebileceğini düşünüyor. Yani ezilen ezene karşı. Sahi mümkün mü böyle bir şey ? Yoksa Marx’ın söylediği gibi o kadar da maskesiz sömürülmüyor muyuz acaba ? Hala sarıldığımız , uyuştuğumuz ‘değerlerimiz’ var. Burjuvaların dayattığı değerler.
  • Büyük çapta sorunları bulunan çocukları üç gruba ayırabiliriz:
    1. yetersiz organlarla dünyaya gelmiş.

    2. şımarık büyütülmüş.

    3. ihmal edilmiş çocuklar.
  • Tolstoy'a göre güçlü
    insanın 7 özelligi

    1.Hayır demeyi bilmek.
    2.İstediğini çekinmeden ifade edebilmek.
    3.Şartlar ne olursa olsun pes etmemek.
    4.0lumsuz eleştirilere açık olmak.
    5.Gerektiğinde vazgeçebilmek.
    6.Yalnızlıktan korkmamak
    7.Kendi hatalarıyla yüzleşebilmek

    Lev Nikolayeviç Tolstoy
  • Âlim ölünce kainat ağlar, zalim ölünce kainat rahat eder.

    1- Bazı insanlar öldükten sonra onların dünyadaki yoklukları hissedilmez. Sanki hiç yaşamamış gibi olurlar. Ne eşleri onların ardından üzülür ne evlatları onların peşinden ağlar ne komşuları onların yokluğunu hisseder ne de bir canlı onların ardından bakakalır.
    Varlıkları ile yoklukları birdir onların.
    Arkalarından üzülecek hiç kimseleri yoktur.

    Zalimler ölünce durum böyledir. Firavun ve ordusu denizde boğulunca canlı cansız hiç kimse ağlamadı.
    Hangi şerli insan ölürse canlılar bile rahat eder.

    2- Ama bazı insanlar da vardır ki, balıklar bile onun yokluğunu hisseder. Sokak hayvanları dahi onun peşinden üzülür. Tabiattaki canlılar bir boşluk hissederler.

    Bunlar dünyada hayırlı işler yapan kimselerdir. Tüm canlılara faydalı oldukları için öldüklerinde canlılar onun ardından üzülür.

    Hangi hayırlı insan da ölürse yokluğu tüm kainata hüzün katar.

    Alimin ölümü alemin ölümüdür. Alem, alimler ile ayaktadır. Denizdeki balık, havadaki kuş ve yabandaki yabani hayvanlar alimlerin vefatının ardından istiğfar talebinde bulunurlar.

    Alim, ne zaman avlanacağını, hangi hayvanların helal hangilerinin haram olduğunu öğretir.
    Alim, insanlar arasında adaleti sağlar. O, ölünce aslında adalet ölmüş olur.

    İnsanlar alimlere muhtaçtır. Dinlerini nasıl yaşayacaklarını alimlerden öğrenirler.

    Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Yeryüzünde alim kalmayınca, insanlar cahil insanları kendilerine alim diye seçerler. Bu cahil alimlere sorular sorulunca, bunlar da bilmedikleri halde cevap verirler. Hem kendilerini doğru yoldan çıkarırlar hem de diğer insanları!

    Murat Padak