Hadi size lise zamanındayken birbirimizle iceşmek niyetine sorduğumuz soruyu sorayım. Mutlaka herkesin lise travması olmuştur bu soruyu. Soru net anlaşılsın diye az evvel Gemini'ye fotoğrafı yaptırdım. Soru şöyle: 1) Bir tane tuzlu su, bir tane tatlı su, bir tane de normal su veren üç musluk var. Birde bu muslukların karşısında içi boş üç tane musluk var. 2) Bu musluklardan bu kuyulara boru döşeyeceksiniz ve borular çakışmayacak. Misal tuzlu su çeşmesinden üç kuyuya borularla su dağıtacaksınız. Diğer musluklarla da aynı şeyi yapacaksınız. Asıl soruya gelelim: Bu istenileni borular çakışmadan nasıl yaparsınız?
Yorumlarda Buluşalım!
ADEM PEYGAMBER, HABİL, KABİL VE TANRI Kutsal kitaplarda kadın, Âdem’in kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Bu hikâye, erkek egemen zihniyetin ürünüdür. Oysa iki insanın eşit maddeden yaratılması daha mantıklı olurdu. Eşit bir kadın, dünyayı Âdem’le birlikte daha güzel yapabilirdi. Ama bu, masalı uyduranların işine gelmedi. Bilime göre ilk canlılar dişiydi ve eşeysiz çoğalıyorlardı. Tarihte “Ana Tanrıça” inancı yaygındı. İlk dinler büyük ihtimalle dişi unsura tapınmaya dayanıyordu. Toplumlar karmaşıklaştıkça erkek egemen işler (savaş, av, madencilik) güçlendi. Ataerkil sistem anaerkil sistemi geriletti ve erkek tanrılar Toprak Ana’nın yerini aldı. Yaradılış masalından itibaren barış ve kardeşliği bozan unsurlar öne çıkarılır. Âdem’in iki oğlu Kabil (Kain) ve Habil (Abel) arasındaki çatışma buna örnektir. Geleneksel anlatıya göre Âdem’in dört ikiz çocuğu vardı: Bir erkek ve bir kız bir batından, diğer erkek ve kız ise başka bir batından. Kabil çiftçi, Habil çobandı. Kabil’in kız kardeşi güzel, Habil’inkiyse çirkindi. Kardeşler güzel kız kardeşle evlenmek için rekabete girdiler. Tanrı’ya kurban sundular; Habil’in kurbanı kabul edildi, Kabil’inki reddedildi. Bu kıskançlık Kabil’in Habil’i öldürmesine yol açtı. Böylece ilk cinayet gerçekleşmiş oldu. Bu masalda Tanrı adeta bir arabozucu rolündedir. Kardeşler arasında ensest ilişkiyi normalleştiren, kıskançlığı ve cinayeti tetikleyen bir kurgu söz konusudur. Kaynak: Tevrat: Yaratılış 2:21-23 (kaburga) ve Yaratılış 4:1-16 (Kabil-Habil) Kur’an: Maide Suresi 27-31 (Kabil-Habil) İbn Kesir-Büyük İslam Tarihi-C:1-S:133-134 Taberi Tarihi-C:1-S:156 Not: Detaylar videoda youtu.be/JPU3Wj7VB0Q?si=...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şarkı söylediğim videolardan birini atcam ama seçemedim. Fndjjd O yüzden Sizce; 1? 2? 3? Ona göre paylaşcam.
Siz hiç çocuk yakınınızı kaybettiniz mi?
Ben kaybettim. Şu an bunu anlatacak kimsem yok. Size anlatabilir miyim? (Evet diye kabul ettim.) Harika bir gündü, başka akrabalarımla birlikte piknikteydim. Halacım da Zeynep’imle birlikte şehir dışına gitmişlerdi. Zeynep 6 yaşındaydı.. Denize girmek istedi diye halacım da kıramadı onu. Zeynep halamın torunuydu. Benim için ikisinin önemini burada size anlatacak herhangi bir kelimem yok. Kelimem yok çünkü onlar çok başkaydı.. Zeynoşum bıcır bıcır, çok bilmiş, öyle temiz kalpli ve vicdanlı, akıllı bir çocuktu ki.. Yaşıtlarına göre o kadar olgun, muhteşem bir çocuktu. Burada fotoğrafımızı paylaşmayı çok isterdim. Ama kötü insanlar var. Ona herhangi bir şey denmesi ihtimali benim canımı yakar.. Ben diğer yiğenimle piknikte oynarken bir telefon geldi. Kaza yaptıklarını ve ikisine de araba çarptığını öğrendik.. Hastaneden bilgi almaya çalıştığımızı hatırlıyorum. O arabaya nasıl bindik o arabada eve nasıl geldik piknik alanından.. Ağlaya ağlaya kaza yapma riskiyle dönmeye çalıştık. Arabada halamın vefat haberini aldık.. Oracıkta vefat etmiş halam… Karşıdan karşıya geçmek istemişler sadece.. Alkollü, makas atan biri, 30 metre sürüklemiş onları.. Görüntüleri yok.. İyi ki yok.. Zeynoşumuz 2 gün yoğun bakımda kaldı.. Biz hep onun iyi olmasını bekledik.. Maalesef 1 gün arayla aynı camide tekrar toplandık.. Ben bundan daha büyük bir acı hatırlamıyorum. Vefat etmeden önce birlikte oyunlar oynamıştık.. Tırnaklarını süslemiştim. Ne çok mutluydu.. Fotoğraflarını en son ben çekmiştim.. Bayramlık beyaz elbisesiyle.. O elbisesini tabutunun üstüne koyduk… Acaba büyüyebilseydi nasıl başarılı olurdu? Ne kadar güzel genç bir kız olacaktı kim bilir.. Seni çok özledim meleğim.. Esra ablan her çocuk gördüğünde seni hatırlıyor.. Her çocukları sevdiğinde gülümsemelerinde seni arıyor.. Senin
Duygu ve Düşünce
Neden?
Bana garip gelen fakat bazı kişilerin ısrarla yaptığı bir davranış. Kendini görüşü tamamen doğru olarak görmek.* İdda ediyorum ki kendi görüşünün hakkında da pek fikri yok. Üstüne başka bir görüşe karşı olup kendi bildiğiyle ilerlemeye epey ısrarcı. Başka görüşlere kapalı olmak.* Ya burada iki farklı nokta var. 1. Görüşleri tamamen dinlemeden reddetmek. 2. Anlamak içşn değil cevap vermek için dikkat kesilmek. Yani anlıyamıyorum. Neden görüşlere bu kadar kapalıyız?
1000Kitap
Görünmez Gardiyanlar: Korku Toplumu ve Otomatik Pilotun Esareti
İnsanlık tarihi boyunca inşa edilen en büyük hapishaneler, etrafı taş duvarlarla ve dikenli tellerle çevrili olanlar değildir. En kusursuz, en korunaklı ve firarı en zor olan zindanlar; parmaklıkları biyolojimizle örülmüş, anahtarı ise manipülasyon teknikleriyle saklanmış zihinsel kafeslerdir. Modern dünyanın işleyişine, kitle iletişim araçlarına ve toplumsal dinamiklere dikkatle baktığımızda, insan bilincinin uyanmasını engelleyen devasa bir mekanizmanın tıkır tıkır işlediğini görmek mümkündür. Bu mekanizma, gücünü uzak galaksilerden veya gizli dünyayı yöneten elitlerin laboratuvarlarından değil; doğrudan bizim en ilkel biyolojik dürtülerimizden almaktadır. 1. Korku: Beyni "İlkel Moda" Esir Eden Silah İnsan beyninde korku ve tehdit algısını yöneten amigdala gibi yapılar, evrimsel geçmişimizin en eski ve en hayati parçalarından biridir. Bir insan korktuğunda, kaygılandığında veya gelecekle ilgili derin bir endişe duyduğunda, beynin çalışma öncelikleri tamamen değişir. Üst düzey düşünen, sorgulayan, felsefe yapan ve "Temet Nosce" (Kendini Tanı) düsturuyla "Ben kimim?" sorusunu soran modern kısım, yani prefrontal korteks adeta devre dışı kalır. Biyolojik sistem, enerjiyi soyut düşüncelere harcamak yerine tamamen hayatta kalmaya odaklar ve beyin tamamen "Savaş veya Kaç" moduna geçer. Korku ve endişe içindeki bir insan topluluğu şu refleksleri geliştirir: Sorgulamaz, sadece itaat eder: Güvenlik arayışı, özgürlük ve muhakeme ihtiyacının önüne geçer. Büyük resmi göremez: Algı alanı daralır; kolektif bilincini ve geleceğini düşünmek yerine sadece o anki akut tehlikeye veya yapay krizlere odaklanır. Manipülasyona açık hale gelir: Kendisine bir kurtuluş veya güvenlik vaat eden her türlü otoriteye ve yönlendirmeye en savunmasız halindedir. 2. "Beslenme" Mekanizması:
Duygu ve Düşünce