çeşitleme-5
* Günah (1965) - Henry Barakat * Oh, Güneş (1970) - Med Hondo * Sarayın Sessizliği (1994) - Moufida Tlatli * Bamako (2006) - Abderrahmane Sissako
DERRIDA VE LYOTARD: “MEKTUP” FELSEFESİ
Derrida’nın düşüncesinde mektup, hiçbir zaman bütünüyle yerinde ve zamanında değildir. Mektup yazıldığı anda gönderenden ayrılır; yola çıktığında artık kendi kaderine sahiptir. Varacağı yere ulaştığında ise yazıldığı an, gönderenin niyeti ve okurun durumu değişmiş olabilir. Bu nedenle mektup, her zaman bir gecikme, bir kayma ve bir belirsizlik taşır. Derrida’nın différance kavramı da bu gecikme ve anlam kaymasıyla ilişkilidir. Anlam, hiçbir zaman tek bir noktada sabitlenmez; ertelenir, başka bağlamlara açılır, okurla birlikte yeniden kurulur. Mektup da tam olarak böyle çalışır: Gönderilir, bekler, gecikir, ulaşır; fakat ulaştığında artık ilk yazıldığı ânın aynısı değildir. Şans ve Dans, Derrida’nın bu mektup düşüncesiyle güçlü bir ilişki kurar. Romanda mektuplar yalnızca bilgi taşıyan metinler değildir; zamanı, bekleyişi, gizemi ve eylemi taşıyan varoluşsal çağrılardır. Mektup, geçmişten gelir; fakat bugünü harekete geçirir. Derrida açısından mektubun gecikmesi tehlikeli olabilir. Gönderen artık orada olmayabilir, anlam kaybolabilir, okur mektubu başka türlü yorumlayabilir. Şans ve Dans ise bu gecikmeyi yalnızca tehlike olarak görmez. Romanda gecikme, değer kazanır. Bekleyiş, karakterleri hazırlar; zaman, mektubun anlamını azaltmaz, derinleştirir. Mektupların 2005 sonbaharında yazılması ve 2006 Ocak ayındaki “ikinci Pazar”da yerine getirilmesi, romanın zaman felsefesi açısından önemlidir. Mektup, hemen sonuç veren bir emir değildir. Gecikerek olgunlaşan, okurunu bekleten ve onu eyleme hazırlayan bir davettir. Bu yönüyle Şans ve Dans, Derrida’nın mektuptaki gecikme korkusunu ritüel fırsatına dönüştürür. Mektup geç kalmaz; doğru zamana hazırlanır. Anlam kaybolmaz; okurun hayatında yeniden beden kazanır. Lyotard’ın postmodern düşüncesinde ise “büyük anlatılar”ın
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
1885'te bir Alman psikolog, ezberlemenin öğrendiklerinizi 48 saat içinde sildiğini kanıtladı. Çözümü aynı kitapta yayımladı. Dünyadaki neredeyse hiçbir okul bunu 140 yılda benimsemedi. Adı Hermann Ebbinghaus'tu. Laboratuvarı yoktu. Finansmanı yoktu. Meslektaşı yoktu. Berlin'de bir odada tek başına çalıştı ve her deneyi kendi üzerinde yaptı. Yıllarca binlerce anlamsız heceyi ezberledi — DAX ve BUP gibi uydurulmuş kombinasyonlar, hiçbir anlamı olmayan diziler — böylece önceden bilinenler sonuçları kirletemesin diye. Sonra hatırlamasını aralıklarla test etti. Yirmi dakika. Bir saat. Dokuz saat. Bir gün. Altı gün. Otuz bir gün. Buldukları, psikoloji tarihinin en çok yinelenen bulgularından biri haline geldi. Öğrettiklerinizin üçte ikisi, ona geri dönmezseniz 24 saat içinde kaybolur. Bir hafta içinde eğri sıfıra yakın düzleşir. Beyin, ziyaret etmediği şeyleri depolamaz. Kullanılmayan bilgileri, ihtiyaç duymadığı her şeyi attığı gibi atar. Onu siler. 1885'te bu eğriyi çizdi ve ona unutma eğrisi dedi. Sonra aynı verilerde başka bir şey buldu. Çalışma seanslarını birden fazla güne yayan öğrenciler, aynı toplam saati tek bir blokta harcayan öğrencilerden çok daha fazlasını akılda tuttu. Biraz daha fazla değil. Dramatik şekilde daha fazla. Beyin, materyali kalıcı bir şeye dönüştürmek için maruziyetler arasında zamana ihtiyaç duyuyordu. Buna aralıklı öğrenme etkisi dedi. Aynı bilgi. Aynı toplam saat. Saatleri ne zaman yayacağınıza bağlı olarak tamamen farklı sonuç. Bulgu 250'den fazla kez yinelenmiş. Psychological Bulletin'da 2006'daki bir meta-analiz, her yaş grubunda ve her konuda 254 çalışmayı kapsıyordu. Etki her seferinde tuttu. 1972'de Sebastian Leitner adlı bir Alman gazeteci, bunun etrafında fiziksel bir flashcard sistemi kurdu. 2006'da Anki adlı açık
Hayata Dair
çeşitleme-4
* Yüksek Topuklu Şeytan (1962) - Jerald Intrator * Hırsızlar (1971) - Henri Verneuil * Son Umut (2006) - Alfonso Cuarón * Frances Ha (2012) - Noah Baumbach
Abdest ve besmeleyi sever şanlıurfa Söylenceye göre urfa bu mağaralardan yapılan taşlardan yapıldı peygamberlerin atası Hz ibrahimin doğduğu mağara urfada kale üzerinde bir köy eskikale çemdin kale 20 hane mağarada yaşıyor Atlas sayı 160 temmuz 2006 Mehmet güzel derki mağaralarda yazıldı En güzel destanlar ve efsaneler Zeyno Nene küçük ilyas iki melektiler Halk onlar için yaptı nice çiğ köfteler Peygamberler Mağaraların içinde yaşadı Nemrut yenilince çiğ köfteler yapıldı Unutmayalım hirada Hz Muhammedi Analım Hz ibrahim peygamberi Allah versin Eyyüp peygamber sabrını Şu taşlar altında binlerce kefensiz kaldı Kul Nefsani derki bitiyor bir efsane Başlıyor yeni bir efsane Mehmet Güzelin kızıydı küçük isot Traktörü babasından aldı 17 yaşında Şanlıurfa’nın Tescilli Lezzeti İsotu Hasadı Yapıldı düğünlerle zurnalarla Geçti küçük isot başına Çok canlar yaktı genç yaşında Renkli görüntülere sahne oldu hasatlar Çalışan gayret eden emeğe sarılır yatar İsodu ekelim isodu toplayalım Ölmüş dedeleri nenelere dua okuyalım Mahmut budağı kızları hafize oldu Mağarada halka Kuraan okuttu
Şiir
Küçük ilyasın ağıdı Şanlıurfanın güney kesiminde eyyubiye mahallesinde bulunan 360 mağara var binlerce yıldır kullanılan bu mağaraların kimi ahır kimi hafta sonları urfalıların hoşça vakit geçirdiği mekânlar Atlas sayı 160 temmuz 2006 Zeynep Akdağın torunuydu Küçük ilyas Çobanlık yapıyordu demiyordu kış yaz Hayatın ve yaşamın tadıydı o Zeynep Nene böyle diyordu torunu için Gelin mağaramıza hoş vakit geçirin Şanlıurfanın mağaraları Hayatımızın ve bereketimizin kaynağı Unutmayalım kuzularımızı koyunlarımızı Binlerce yıldır kullanılıyor bu mağaralar Kimisi yas tutar kimisi düğün yapar Küçük ilyasta besliyordu ceylanları Yetiştiriyordu koyunları kuzuları Gelin ey koyunlarım kuzularım Allah Tealanın davetine uyalım İlyas çoban ne güzel konuşurdu Kuraandan ayet kitaptan vahiy okurdu O da Mahmut dört budağın ögrecisiydi Onun öğrettiği Kuraan ile zenginleşti Kuzular ne zaman kaval sesini duydu Küçük ilyasın başına toplanır oldu Bir gün sürüye akılsız bir kurt girdi Bu ekinler sürüler bana emanet Allah Tealanın nimetidir en güzel lezzet
Şiir