2025-11-27 / 22.06
Hafızamda silik bir Eylül sabahı… Havalar hâlâ ılık, tatlı. Etrafta bir gürültü, bir kaos ama aynı zamanda utangaç bir sessizlik var. Birbirini tanımayan mahzun gözler, kaynayan bir grubun uğultusu… Aileler çocuklarıyla ilgileniyor. Babam kapıda hayal meyal bana bana gülümsüyor, sonra kayboluyor ortadan.
Kapı açılıyor ve içeri siz giriyorsunuz. O babacan bakışlarınız, samimi ve şefkatli gözleriniz… Sonraki yıllarda defalarca saçlarımı okşayacak olan elleriniz… Yüzünüzdeki o kibar, biraz yorgun ama içten gülümseme. O zaman bilmiyordum hayatımdaki yerinizin bu kadar büyük olacağını. Bilsem, daha iyi bakmaz mıydım size öğretmenim? Bilsem, hiç üzer miydim sizi?
Hiç usanmadan öğrettiniz bize el yazısını…
İlmek ilmek işlediniz bizi,en çok matematik dersinizi sevdim ben sizin,ne ironik şuan bir sözelciyim gibi. Defalarca tekrar ettirdiniz ama doğru düzgün kızamazdınız bile. Çocuk saflığımızla dünyadan bihaberdik; derdimiz, tasamız yoktu. Küslüklerimizi çabuk unutuyor, her şeye kolayca seviniyorduk. Bilmiyorduk ki hayat böylesine ağır, böylesine karanlık olabiliyormuş,bilmiyorduk. Oysa sizin yanınızda öcüler bile korkardı; karanlıklar bizden uzak dururdu. Siz sonradan fark edeceğim bir meşaleymişsiniz; beni o kokuşmuş,karanlık kötülükten koruyan bir ışık.
Bilmiyordum hayatımda en değerli yeri alacak ilk kişinin siz olacağınızı. Bilsem, bir anımızın bile aklımdan silinmesine izin verir miydim? Bilsem, size sarılmaktan çekinir miydim? Size sokulmaya utanır mıydım hiç öğretmenim?
Büyüdük yavaşça,gruplaştık,erkekli-kızlı oyunlar oynadık safça,ilerde farklılaşacağımızı,ayrımlar olduğunu bilmeden sadece hepimiz sadece çocuk olarak oynadık oyunlarımızı sizin rehberliğinizde.
Cesaretlendirdiniz beni. Kendine güveni olmayan bu sessiz kızın arkasında duran,ona