“ Çünkü Allah’ın insan fıtratına ebedi yaşama arzusu koyup sonra da bunu ebedileştirmemesi bu duygunun boşu boşuna verilmiş olmasını gerektirir. Bu ise O’nun hikmetine, merhametine ve adaletine zıttır.”
“-Öleceğinize inanır mısınız?
-Evet, insanoğlu ölümlüdür, ben bir insanım: Bu sebeple…
-Hayır, o değil: Bildiğinizi biliyorum. Ben şunu soruyorum: Bu sayfayı tutan parmakların günün birinde sararıp buz gibi olacağına inandınız mı, kesinlikle inandınız mı, aklınızla değil de vücudunuzla inandınız mı, hissettiniz mi? Hayır: kesinlikle inanmıyorsunuz ve bu yüzden bugüne kadar onuncu kattan kaldırıma atmadınız kendinizi, bu yüzden hala yiyorsunuz, sayfayı çeviriyorsunuz, traş oluyorsunuz, gülümsüyorsunuz, yazıyorsunuz…”
“Sadece içine bir şey kaçan göz, yaralı parmak ya da ağrıyan diş kendini hisseder ve bireyselliğini kavrar. Sağlıklı göz, parmak ve diş adeta yoktur. Kişisel bilincin bir hastalıktan ibaret olduğu apaçık ortada değil mi?